12/28/2014

Tezahür ettirme nasıl işliyor?


Neden istediklerimi tezahür ettiremiyorum? Neden hep aynı sorunlar tekrarlanıyor? Kısır döngüden nasıl çıkabilirim? İçinde bulunduğum durumu nasıl değiştirebilirim? Ben nasıl değişirim?
Bashar cevaplıyor.

Katılımcı: Merhaba Bashar. Bizimle burada olduğun  için teşekkürler.

Bashar: Merhaba!

Katılımcı: Bugün yaşamımız süresince belli dersleri öğrenmemiz gerektiğinden, bunları öğrenmediğimiz sürece ilerlememizin mümkün olmadığından söz ettiniz. Peki o zaman tezahür nasıl işliyor?  Yani belli bir dersi öğrenmediğimiz sürece tezahür ettirmek veya tutkulu şekilde inanmak veya tutkulu olmak sonuç vermiyor mu?

Bashar: Bu soruya evet demek mümkün, ama bu aslında öğreneceğiniz dersin de bir parçası. Daha doğrusu size engel gibi görünen bir şeyi keşfetmek için kendinize izin vermeniz zaten dersin kendisidir.  Konuyu tüm boyutlarıyla keşfettikçe, engel olarak deneyimlemeniz için karşınıza çıkan enerjiyi tutkuya dönüştürsünüz. Yani hepsi birbirine bağlı. Hepsi aslında aynı şey, bütünün parçaları. Sizin deneyimlemek için seçtiğiniz tüm konular tutkularınıza dönüşme potansiyeli taşır. Hangisini nasıl dönüştüreceğiniz tamamen size kalmış.

Katılımcı: Peki. Ama ben yaklaşık 10 yıldır içinde bulunduğum kısır döngüden kurtulamıyorum.

Bashar: Nasıl bir kısır döngü bu?

Katılımcı: Tezahür ettiremiyorum.

Bashar: Bir defa tezahür ettirememek diye bir şey yoktur. Her zaman bir şeyleri tezahür ettirirsiniz.

Katılımcı: Haklısınız.

Bashar: Şimdi tezahür ettirebildiğinizi kabul ediyorsunuz, değil mi?

Katılımcı: Evet, ama sürekli aynı şeyi tezahür ettiriyorum.

Bashar: Peki bu size ne öğretiyor? Sürekli tezahür ettirdiğiniz şey nedir?

Katılımcı: Bir türlü geçmeyen bir rahatsızlık

Bashar: Nasıl bir rahatsızlık?

Katılımcı: Gizemli hastalık diye isim taktım, çünkü kimse teşhis koyamıyor.

Bashar: Gizemli hastalık, öyle mi? Peki size bir soru sorabilir miyim?

Katılımcı: Elbette

Bashar: Önce sizi biraz muayene edeceğim. Biraz da tahlil yapacağım. İzin verirseniz tabii.

Katılımcı: Elbette izin veriyorum.

Bashar: Peki bir bakalım,"tap tap". Şu kalbinizi de bir dinleyelim "küt küt küt küt". Güzel. Farklı bir şey tezahür ettirmek için- ben buna girişim diyeceğim- bir girişimde bulunduğunuzda ve bu şey tezahür edeceğine yine eskisi tekrar ettiğinde ne hissediyorsunuz?

Katılımcı: Şahsen kendimi yetersiz ve başarısız hissediyorum, çünkü çekim yasasına inanıyorum.

Bashar: Çekim yasası nedir? İşte size sorum bu. Çekim yasası nasıl çalışıyor?...... Belki de anlamıyorsunuzdur?

Katılımcı: Sanırım anlamıyorum.

Bashar: Peki. Duygularınızın dış dünyadan etkilenmemesi gerektiğini söylediğimizi duymuş muydunuz?

Katılımcı: Duydum.

Bashar: Duydunuz demek...

Katılımcı: Evet. Zaten bu konuda pek çok kaynak aynı şeyi söylüyor.

Bashar: Ama buna rağmen...

Katılımcı: Evet hala neden istediğimi tezahür ettiremediğime takılıyorum.

Bashar: Aynen. O zaman neden bir kısır döngüde olmayı yadırgıyorsunuz? Tekrarların nedeni ortada. Duygularınızı yaşadığınız gerçeklere bağlamış olduğunuzu fark etmeniz için tekrar ediyorlar. Oysa duygularınızın olup bitenden etkilenmemesine karar vermeniz gerekiyor. Çünkü dışınızda her ne olursa olsun içinizde hep coşku duyacağınız konusunda verdiğiniz  karar, gerçekten değiştiğinizin işaretidir, çünkü bu değişim dış dünyaya bağlı değildir.
Çünkü dış dünyaya hayal kırıklığı ve kızgınlıkla tepki vermeye devam ediyorsanız, aslında değişmediğiniz gerçeğini güçlendirirsiniz, dolayısıyla dış dünyanın da değişmesi gerekmez. Bu bir paradokstur. Eğer dış dünyanızın değişmediği fikrine uygun tepki veriyorsanız, siz de değişmemişsinizdir. Bu nedenle dış dünya da değişemez. Çünkü siz aslında değişmemişsinizdir. 
Değişimin en belirgin işareti dış dünyada hiçbir değişiklik olmadığı halde sizin farklı tepki vermenizdir. İşte o zaman siz değişmiş olursunuz, çünkü artık dış dünyanın etkisi sizin için önemini kaybetmiştir. Siz nasıl hissedeceğinize, nasıl biri olacağınıza, nasıl hareket edeceğinize kendiniz karar verirsiniz. Çünkü. Neden mi? Çünkü! Nedeni bu. Çünkü bu sizin seçiminizdir. Sizin tercihinizdir. Başka bir nedene veya gerekçeye ihtiyacınız yok. Dış dünyadaki koşullar ne olursa olsun, hissetmek istediğinizin dışında bir şey hissetmeniz için hiçbir neden yok. 
İşte bunu yapabildiğiniz zaman, ancak o zaman, dış dünyaya bunu yansıtma fırsatı verirsiniz. Ama içinizdeki sözde değişimin dış dünyaya yansımasını bekliyorsanız veya böyle bir düşünceye saplanmışsanız, bu sizin değişmediğinizi gösterir. Dolayısıyla dış dünya da değişmez.

Katılımcı: Peki.

Bashar: İşte sizin yarattığınız kısır döngü bu. Sürekli tekrarlanmasının nedeni bu. Çünkü siz “ben değiştim” diyorsunuz, ama bir yandan da dış dünyayı kontrol ederek bunun doğrulanmasını bekliyorsunuz. Oysa böyle bir şeye ihtiyaç duymadan “bu doğrudur” diyebilmelisiniz. “Etrafımda olup bitenden bağımsız olarak ben coşkulu bir insanım”, diyebilmelisiniz. Durum ne olursa olsun. O zaman değiştiniz demektir. O zaman dış dünyanız sizi yansıtabilir. Anlatabildim mi?

Katılımcı: Kesinlikle.

Bashar: Dünyevi gerçekliğinizde olup bitenlerden tamamen bağımsız olarak, istediğiniz, seçtiğiniz bir frekans olma yeteneğine sahip olduğunuzu hissedebiliyor musunuz?

Katılımcı: Evet son birkaç haftadır bir şekilde bu bilgi bana açıldı ama bunu uygulamakta fazlasıyla zorlanıyorum.

Bashar: Tebrikler! Nedense pek çoğunuz yıllardan beri kendinizi gelişim açısında henüz yuva aşamasında kabul ediyorsunuz. Bu çok yanlış. Dünya bir Üstadlık okuludur. Sizler öyle güçlüsünüz ki dünya üzerindeki karanlığı ve zorluğu, ışığa ve kolaylığa dönüştürmeyi seçtiniz. Dünya bir Yüksek okuludur. Yuva değildir. Elbette zorlanacaksınız. Ama bu sorun değil çünkü bunun altından kalkabilecek güçtesiniz, zaten bu yüzden dünyada olmayı seçtiniz. Üstadların sınıfındasınız, asla kendinizi bunun aşağısında düşünmeyin. Hepiniz Üstadlık unvanı alarak mezun oluyorsunuz. Bunu anlayabildiniz mi?

Katılımcı: Evet.

Bashar: Yani ödevleriniz sizi zorlayabilir, Sorun yok. Hepsinin üstesinden gelirsiniz. Bir çözüm bulursunuz. Bizim size güvenimiz var, ama asıl soru...(Bashar katılımcıya döner)

Katılımcı: Benim kendime güvenim var mı?

Bashar: Teşekkür ederim. Yıldızlı aferin aldınız!(gülüşmeler)

“Dialogues with the future self” toplantısından alıntı, youtube yayın tarihi 19 Aralık 2014
http://www.youtube.com/watch?v=nTj7AH25nZw&index=2&list=FLIBWqNB3ARb830x807R1dTQ

12/19/2014

Sorunlu ilişkiler nasıl düzelir?



İlişki nedir? İlişkinin amacı nedir? Neden ilişkimde sürekli sorunlar yaşıyorum? Yaşadığım bu sorunları düzeltmek için ne yapabilirim? 
İdeal bir ilişkinin sırrı nedir? Darryl Anka aracılığı ile Bashar cevaplıyor.

Katılımcı: Merhaba Bashar. Çok zor ve sıkıntılı bir evliliğim var.


Bashar: Sıkıntılı bir evlilik mi?

Katlımcı: Evet. Ayrıca kızımla çok sorunlu bir ilişkim var. Hem de doğduğu günden beri.

Bashar: Peki bu direncin kaynağı ne?

Katılımcı: Bilmiyorum.

Bashar: Gayet iyi biliyorsun. Bu ilişkileri yaratmadan önce bunların nitelikleriyle ilgili ne tür kalıpların vardı veya var?

Katılımcı: Bilemiyorum.

Bashar: Evet biliyorsun.

Katılımcı: Soruyu tekrar eder misiniz?

Bashar: Aynı soruyu mu soruyorsun yoksa başka bir soru mu?Sormak istediğin nedir?

Katılımcı: Ne yapacağımı bir türlü bilemiyorum. Ayrılmayı düşünüyorum, ama ayrılmıyorum. kaldığım için de giderek daha mutsuz oluyorum.

Bashar: Peki var olan bu ilişkinde bu güne kadar kendin hakkında neler öğrendin? Gerçek titreşimin ve gerçek tercihlerinin ne olduğunu öğrenebiliyor musun?

Katılımcı: Evliliğimi istemiyorum. Karımı istemiyorum.

Bashar: Sorumun cevabı bu değil. Sana gerçek tercihlerinin ne olduğunu öğrenip öğrenmediğini sordum. Tercih etmediğini sandığın şeyleri sormadım. Gerçek tercihlerinin ne olduğunu öğreniyor musun?

Katılımcı: Bir miktar.

Bashar: Ne kadar?

Katılımcı: Bu ilişki içinde ne kadar mutsuz olduğumu öğreniyorum.

Bashar: Peki. Sence bir ilişkinin yararı nedir?Bir ilişkinin amacı nedir?

Katılımcı: Genişlemek?

Bashar: Bir ilişkinin amacı yansıtmaktır. İlişkinin amacı ilişkinin taraflarına daha fazla kendileri olabilmeleri için öğrenmeleri gerekenleri yansıtmaktır. Şimdi anlayabildin mi?

Katılımcı: Hayır.

Bashar: Bir ilişki içinde olan kişilerin amacı, o ilişki içinde olan diğerlerine daha fazla kendileri gibi olabilmelerini sağlayan fırsatlar sunarak onlara yardımcı olmaktır. Bu anlaşıldı mı?

Katılımcı: Hayır.

Bashar: Peki sence bir ilişkinin sana yararı nedir?Yani ideal durumda?

Katılımcı: Mutluluk?

Bashar: Mutluluk mu? Peki bu mutluluk sana ne yapmayı veya ne olmayı sağlar?

Katılımcı: Kendim olmayı?

Bashar: Sence bir ilişkinin amacı bu mudur?

Katılımcı: Bir ilişkinin amacının ne olduğunu bilmiyorum.

Bashar: Dürüst olduğun için teşekkür ederim. Neye yaradıklarını bilmediğine göre sıkıntı yaşaman çok da şaşırtıcı değil, çünkü bir ilişkinin ne olduğunu, neye yaradığını tam olarak bilmediğine göre kendinle  de düzgün bir ilişkin yok demektir. O zaman önce kendinle ilgili hangi alanlarda belirsizlik yaşadığına bakalım, yani sen kimsin veya kim olmak istiyorsun, heyecanların neler ve bu heyecanlara uygun hareket ediyor musun?

Katılımcı: Nelerin beni heyecanlandırdığını tam bilemiyorum. Kafam karışık biraz.

Bashar: Bu kadar basit bir konuda kafan nasıl karışır? Bu gayet belirgin olmalı. Tabii heyecanını zor bulunan bir şey olarak tanımlamıyorsan. Belli ki sen bunu yapıyorsun.

Katılımcı: Evet belki öyle yapıyorumdur.

Bashar: Neden? Neden bunu o kadar karmaşık ve gizemli hale getiriyorsun?Heyecan duyduğun şeylerin peşinden gitmek hiç de zor değil. Peki bu toplantıya niye geldin bu akşam? Heyecan duyduğun için mi geldin?

Katılımcı: Evet

Bashar: Güzel. Zor mu oldu?

Katılımcı: Aslında oldu İngiltere den geldim.

Bashar: Zorlandın mı?

Katılımcı: Yok o kadar da zorlanmadım.

Bashar: Sonuçta geldin, değil mi? Heyecan duyduğun bir şey yaptın, değil mi?

Katılımcı: Doğru.

Bashar: Güzel. Heyecan duyduğunuz konuların ille de mesleğiniz veya projelerinizle ilgili olması gerekmiyor. Tek yapmanız gereken, ki bunu defalarca anlattık, etrafınıza bakıp sizi heyecanlandıran fırsatları görmek ve sizi en çok heyecanlandıran ve hemen değerlendirebileceğiniz ilk fırsatı yakalayıp, sonucun ne olabileceğini bir an bile düşünmeden, tıkandığınız noktaya kadar ilerlemektir. Tekrar ediyorum, 4 basamak ile özetleyeceğim:
1-Sizi en çok heyecanlandıran fırsatı yakalayın.
2-Bu kolay ve etkin bir şekilde yapabileceğiniz bir şey olsun.
3-Bu fırsatı sonuna kadar, tıkandığınız yere kadar, değerlendirmek için elinizden geleni yapın.
4 Hiçbir zaman sonucun ne olacağını düşünmeyin.
Bu dört adımı tamamladığınızda 5. adım devreye girer:
1. adımla tekrar baştan başlayın.
Tekrar ve tekrar ve tekrar ve tekrar baştan başlayın. Ne zaman önünüze bir kavşak çıkarsa önce durun, etrafınızdaki fırsatlara bakın. Ne oldukları veya ne kadar basit göründükleri fark etmeksizin, başka birşeylerle bağlantılı olup olmadıklarını bir yana bırakarak, kendi düşüncelerinizi araya katmadan, bu fırsatlara sadece bakın. Sonra önünüze düşen bu fırsatların arasından sizi en çok heyecanlandıran, size en çekici gelen, en cazip olan bir tanesini seçin ve hiçbir zaman sonucu ile ilgili herhangi bir düşünceyi aklınıza getirmeden veya herhangi bir beklenti yaratmadan, elinizden gelen tüm gayreti göstererek bu fırsatı sonuna kadar değerlendirin. 
İşte bütün yapmanız gereken bu. Bunu yaptığınızda eş zamanlılık işleyişi ile uyumlu hale gelirsiniz ve yaratım makinasının sizin için olumlu bir şekilde çalışmasına izin vermiş olursunuz. Böylece tüm karışıklıklar açıklığa kavuşur, çünkü makinayı doğru bir şekilde kullanmış olursunuz. Üstelik bunu yaptığınızda, heyecan sadece makinaya enerji veren ve işleyişini düzenleyen bir unsurdan öte, aynı zamanda tam bir paket olduğu için, heyecanınızın titreşimiyle uyumlu olmayan fikirleriniz, kalıplarınız ve inançlarınız dikkatinizi çekmeye başlar ve uyumsuz olanları, size ait olmayanları, fark edebildiğiniz için onları bir kenara bırakmayı seçebilirsiniz. Böylece direnç enerjisini heyecana dönüştürür ve bunun sonucunda sizi heyecanlandıracak daha fazla konuyu ve onlara uygun daha fazla fırsatları görmeye başlarsınız. İşleyiş böyledir. Formül bu. İşin aslı bu. Nokta. Nasıl bu bilgiler yardımcı oldu mu?

Katılımcı: Oldukça yoğun bilgiler. Kavramakta zorlanıyorum.

Bashar: O halde belki biraz üzerinde düşünmek istersiniz. İçselleştirebilmek ve tam olarak anlamak için zaman ayırabilirsiniz. Ta ki bu bilgiyi özümseyene ve buna sahip çıkana kadar. Yoksa yine anlayamadınız mı?

Katılımcı: Tam anlayamadım.

Bashar: Peki bu anlattıklarımızın ilişkilerle ilgili sorunuzla nasıl bir bağlantısı olduğunu anlayabildiniz mi? Çünkü en önemli ilişki sizin kendinizle olan ilişkinizdir. Eğer kendinizi anlamıyorsanız ve inançlarınızı ve kalıplarınızı tanımıyorsanız o zaman geçmişteki ve gelecekteki her türlü ilişki hep kafanızı karıştırır. Önce kim olduğunuzu açıklığa kavuşturmalısınız.  Kendinizle olan ilişkinizi anlayabilmek için ise fiziksel ve ruhsal yapılarınız arasında mümkün olduğu kadar açık ve net bir bağlantı kurmalısınız. Böylece kendinizle olan ilişkiniz ve yaratıcıyla olan ilişkiniz belirginlik kazanır. O zaman hayatınızdaki diğer tüm ilişkiler konusunda kafanız netleşir, çünkü karşılaştırma yaparak nasıl hareket edeceğinizi açıklıkla bilirsiniz. Bu daha açıklayıcı oldu mu?

Katılımcı: Evet bu daha açık.

Bashar: O zaman isterseniz tüm bu bilgileri hepsi iyice aklınıza yatana kadar defalarca tekrarlayın. Kendinizle olan ilişkinizde ve yaradılışla olan ilişkinizde tutunduğunuz inanç kalıplarının hepsini açık seçik görene kadar tekrarlayın. Tüm bunlar açıklığa kavuştuğunda içinde bulunduğunuz diğer ilişkiler ve geri kalan her şey açıklığa kavuşur.

Kaynak: http://www.youtube.com/watch?v=L9h60gE2Nro 16 Aralık 2014 tarihli video kaydı

12/13/2014

Ruh nedir, nasıl bağlantı kurarız?


Lee Carroll aracılığı ile Kryon mesajları: 6 Aralık 2014, Basel İsviçre

Kanallık nedir? Şifacı nasıl iyileştirir? Yüksek Benlik ile Ruh arasındaki fark nedir? Ruh nedir? Ruhunuz ile nasıl bağlantı kurarsınız? Kryon cevap veriyor.

Merhaba. Ben manyetik hizmetten Kryon’um. Kanallık yönteminin sandığınızdan çok daha yaygın olduğunu biliyor musunuz? Ben kimlerin burada olduğunu biliyorum ve bu odada kanallık işleyişinin nasıl gerekleştiğini bilenler olduğunun farkındayım. Şifacı hastasına yaklaştığında bir iletişim başlar. Bu kanallıktır ve şifacı bunu bilir. Bazen şifacı kenara çekilir ve ihtiyaç duyduğu bilgi, karşısındaki hastadan tetiklenerek olan akar. Sonra birlikte denge ortamını, enerjilerin dansını, başlatırlar ve kanallık başlar.
Yani şifacılık yapan kişi ile kanallık yapan kişi aslında aynı işi yaparlar. Her ikisi de kanallık yapar, sadece yapma şekilleri farklıdır. Şifacılar iyileştirmez. Dengeler. Hiçbir insan bir başkasını iyileşmesi için zorlayamaz. Ancak pek çok hasta denge ister, çünkü onlara dengelenme sunan şifacının yardımıyla kendilerini iyileştirirler. Şifanın gerçekleşmesi için böyle bir ortak çalışmaya ihtiyaç vardır ve şimdi duyduklarınızın da benzer etkisi vardır. Bu mesaj aktarılırken dengeleyici enerji ortamı oluşuyor.

Verdiğim mesaj, sevgili dostlar, enerji yüklü ve bu enerji size, tıpkı şifacıların yaptığı gibi, düşünce sürecinizdeki tıkanıkları temizlemeye yardımcı olan bir denge sunuyor. Bu temizlik sayesinde  bir karar verebilir ve farkındalığın değişik bir basamağına geçebilirsiniz. Bunu zihnin şifalandırılması gibi düşünebilirsiniz. Bu sizin özgür seçiminiz. Çoğunlukla mesaj gerçekliğin enerjisini taşır ve perdeyi bir an için aralayarak denge oluşmasını sağlar. İşte bu gece bunu yapacağız. Bu uzun bir kanallık olmayacak, ama tamamen farklı bir etki yaratacak, çünkü pek değinmediğimiz ir konuyu ele alacağız.

Insan Ruhu
Sizlere aylardır içinde bulunduğumuz değişim süreciyle ilgili bilgiler aktarıyoruz. Aslında bu bilgi akışına 2012 yılından çok önce başlamıştık. 2013 yılı boyunca ve 2014’de sizlere bu değişimin pek çok farklı özellikleri hakkında bilgi verdik. Bu süreçte atacağınız adımlarla ilgili önerilerde bulunduk. Çevrenizdeki enerjilerle ilgili bilgiler verdik ve nelere hazırlıklı olmanız gerektiğini anlattık. Ayrıca sizleri çevreleyen karanlık ve olumsuz enerjiler karşısında umutsuzluğa kapılmamanız konusunda sizi uyardık. İçinde bulunduğunuz aşamanın ışık ile karanlık arasındaki son mücadele olduğunu söyledik. Düşük bilinçe sahip olan ne varsa hepsinin hızla öne çıkacağını ve tüm güçleriyle karanlık ve çirkin yönlerini sergileyeceklerini bildirdik.
Bahçenizde uzun zaman aynı yerde durmuş olan taşları farklı bir yere taşıdığınızda ne olur? Onların altındaki, karanlıkta gizli, her şey ışığı görür görmez hareketlenir. Oysa siz onların orada saklanmış olduklarını bilmeseniz bile onlar hep oradaydı. Bir süre önce sizlere bu karanlık olayların tam bu zamanda oluşacağını bildirmiştik. Onları haberlerde göreceğinizi, ama çaresizliğe kapılmamanız gerektiğini ısrarla vurgulamıştık. Tüm bunları huzur içinde karşılayabilmeniz için size yöntemler aktarmıştık ve sağduyulu ve iyimser kalmanızı istemiştik. Ancak Ruh hakkında konuşmadık, daha doğrusu bu açılımını ele almadık.

Yüksek Benlik ile Ruh arasındaki fark nedir?
Bir defa Yüksek Benlik sizin eşsiz bir parçanız. O bizlerin “üzerinde isminizi taşıyan Tanrı çorbası” olarak adlandırdığımızın bir parçanız. Akaşanızın (Ruhunuzun yolculuk kayıdınızın) bir parçası. Bu sizsiniz, bu gezegende yolculuğunu sürdüren Tanrı’nın siz olan parçası. Şunu bilmeniz önemli: Her beden alışınızda aynı Yüksek Benliğiniz sizinle gelir. Nasıl bir dosta sahip olduğunuzu anladınız mı şimdi? Yüksek Benliğiniz tüm hayatlarınızı sizinle birlikte geçirdi. Yüksek Benliğinizle bağlantı kurduğunuzda tüm insanlık ailesiyle bağlantı kurarsınız, bildiğiniz ve tanıdığınız herşeyle. Akaşa sizin öğrenmiş ve deneyimlemiş olduğunuz herşeyin kaydı. Doğal sisteminizin bir parçası, bu aynı zamanda Yüksek Benliğinizin de bir parçası. Dünya gezegeni üzerinde olmadığınızda Yüksek Benliğiniz de olmaz. Yüksek Benlik tamamen gezegen üzerindeki insanlığın dualitesine ait bir şeydir.

Ruh nedir?
Şimdi Ruh ile ilgili konuşmak istiyorum, çünkü Ruh, Yüksek Benlikten tamamen farklı. Şu konuyu açıklığa kavuşturalım: eski enerjilerde kendi ruh parçalarıyla bağlantı kurabilen insanlar çok değildi. Ruh parçası onların bilinç düzeylerinden çok daha yükseklerdeydi ve sadece bir kavramdan ibaretti. Şimdi yeni enerjiye geçildi (2012 değişimi sonrasında) ve artık bizler yaratıcı ile bağlantı kurmanızı arzu ediyoruz. Ruh nedir? Neden Yüksek Benlikten farklıdır? Bunu açıklarken zorlanıyoruz çünkü tüm dillerde kolay anlaşılmayan kavramlar kullanmamız gerekiyor.
Ruh Tanrının kıvılcımıdır. Sonsuzdur ve sizin Akaşanızı içermez. Onun yerine yaratıcının imzasını taşır aslında öz olarak sadece bundan ibarettir. Bazılarınız meditasyon sırasında özünüze daldığınızda onu hissedebilirsiniz. O sırada öne çıkmaya başlar ve siz onu gerçekten hissedersiniz. Onun Yüksek Benlik olmadığını bilirsiniz. Daha ötededir, ama insan olarak çok boyutlu bir varlık olduğunuz için size aittir. Dualiteniz bunu destekler, çünkü hem bedensel hem de spiritueldir.
Ruh sizinle sözcüklerle veya düşüncelerle sizinle konuşmaz veya sezgilerinizle iletişim kurmaz . Bundan çok daha üstündür. Perdenin diğer tarafında da değildir! Sizinledir ve sizin her bir fiziksel parçanızın içine gizlenmiştir. Sizin güzelliğinizdir, var olan herşeyin muhteşemliğidir. Bazı özelliklerini sizlere aktarmanın zamani geldi, çünkü artık içinizdeki Ruhu hissetmek için çalışmaya başlamanızı istiyorum. Bu tür bir iletişim içinde geçirdiğiniz her an sizi değiştirir. İçinizden bazıları bunu yapabilecek, bazılarınız ise yapamayacaktır. Hatta aranızda böyle birşey yapmak istemeyenler bile olacaktır, ama ben istekli olanlara yol göstermeyi arzu ediyorum.
Eğer bu konuyu anlamak istiyorsanız benimle kısa bir mecazi yolculuğa çıkmanız gerekecek. Şimdi içinizde sonsuz olan bir yere gitmenizi istiyorum. Burası güvenli ve sadece sizin gidebileceğiniz bir yer. Burası şimdiye kadar yapmış olduğunuz en derin meditasyonda vardığınız yerdir. Bu yer Ruhunuzu ve size günlük olarak vermek istediklerini temsil ediyor. Elimden tutun, oraya beraberce gidelim.

Yolculuk
Hadi beraberce etrafınıza bir göz atalım. İlk denyimlediğiniz şey nedir? Eğer deneyimlerin bir sırası varsa coşku en başta gelir. Huzur dolu bir coşku bu, çünkü hayatınızda olup biteni bir kenara bırakırsanız, Tanrının ve sevginin özü coşkudur. Yoğun ve taşkındır. Bu da kendileriyle bu şekilde karşılaşanlar göz yaşı dökerler. Yaratıcının sizin içinizdeki parçasıdır ve sakin ve güvenlidir. Bu kaynağa ne zaman isterseniz bağlanabilirsiniz, çünkü tamamen size aittir.
Yaratıcının yüzünden gülümseme hiç eksik olmaz. Bunu biliyor muydunuz? İnsanlık bunu öğrenmeli! Birçok insan Yüce Tanrı’nın dikkatini çekebilmek için acı çekmeleri gerektiğine inanıyor. Size bir sır vereyim: Coşku çok daha fazla dikkat çekiyor! Acı çekmek 3. boyuta ait bir insan özelliği. Kesinlkle yaratıcı olan Tanrıya ait değil. Hiçbir zaman Tanrı’nın rızası için gerekli bir şart olmadı. Acı çekmek tamamen insanlar tarafından yaratılmış bir kavramdır. Sevgili dostlar, bir defa daha tekrarlıyoruz: İnsan unsurlarını ve insan bilinçini sakın ola ki Yüce Tanrı, Yaratıcı Kaynak, saf sevgi dolu Evren ile bağdaştırmaya kalkışmayın. Tanrı “insan gibi düşünmez”. Ruhunuz Tanrının özüdür.
Kaç yaşındasınız? Sizin bu parçanızın başlangıcı olmadığı gibi sonu da yok. Bu sevgi çemberi öylesine mükemmel ki, insan zihninin kavraması mümkün değil. Ruh, varolan herşeyin yaratıcısı olan, kaynağın bir parçası. Sizi tüm diğer hayvanlardan ayıran odur, sevgili dostlar. Bu öze daha sık dalmanızı istiyorum, böylece daha önce bu şekilde ele almadığımız şeyleri daha iyi deneyimleyebilirsiniz.

Var olan her şey birdir
Yolumuza devam ediyoruz ve ruhun bir başka özelliğini ele alıyoruz. Bunu tek bir sözcükle anlatmak mümkün için: birlik. Birlik kadım bir tanım. Eskiler hep şunu tekrarlardı: “Herşeyle bir ol.” Tüm varolanın kaynağı Tanrıdır ve sizler bütünle bir olma yeteneğine sahipsiniz. Birlik bir kavram değil, bir haldir. Bunu hissedebiliyor musunuz? Bu gezegen üzerindeki ızgaranın bunu hissedebilmeniz için yaratıldığını fark edebiliyor musunuz? Birlik sayesinde hayvanların, havanın, taşların ve ağaçların enerjisini hissedebilirsiniz. Ama esas olarak birlik, sizin gibilerin, bu gezegendeki diğer insanlarla beraber, Tanrı ile bağlantı kurmanıza yardım ediyor.
Birlik ayrılığın zıddıdır. Eski enerji insanları kim olduklarına karar vermeleri ve ardından kendilerini diğerlerinden ayırmaları için yardım ediyor. Bu insanlar kendilerini sınıflara ayırıp gruplar oluşturuyorlar. Sizce bu Tanrının bir özelliği mi? Yaratan böyle olabilir mi? Evrenin yaratıcısı sizleri diğerlerinden ayırır mı? Siz mükemmel bir yaratımsınız, yanınızdaki de öyle, onun yanındaki de ve onun yanındaki de. Üstelik bu “komşunu sev” kavramının da ötesine geçiyor. Bu sizin onlarla aynı yıldız malzemesinden yapıldığınız anlamına geliyor.

Birlik nedir?
Çoğunuz bunu hissedemiyor. Deneyimlemesi çok üst bir kavram. Ancak sezilebilir. Bakın: Ruhu sezebilme özelliği geçmişte Şamanlara verilmiş bir özellikti, şimdi hepinize açıldı. Hepinizin insanlığın birliğini hissetmenizi istiyorum. Ne yaptıklarına değil, kim olduklarına bakın. Bunu düşündüğünüzde ve hissettiğinizde etrafınızdaki herşeyi etkilediğini biliyor musunuz? Yüksek bilinçlilik bir tutkal gibidir- yapışkandır. Çevrenizdekileri etkiler ve onların sizi dengeli ve duyarlı bir kişi olarak görmelerine yardımcı olur. Hoşlarına giden ve zevk aldıkları bir şey görürler sizde. Sevgili dostlar, var olan herşeyle birlik içinde olanları saklamanız mümkün değildir. Onlar ışıl ışıldır! Işıkları göz kamaştırır ve coşkuyla, birlik içinde gülümserler.

Mutlak huzur
Ruha giden yolculuğumuz devam ediyor ve onun ikinci özelliğini fark ediyoruz ve hissediyoruz: Mutlak huzur. Bu sınırlı bir huzur değil, bireysel bir huzur da değil, geçici de değil. Bu tam ve sonsuz bir huzur. Kavrayışın dışına taşan bir huzur bu, çünkü mantıklı bir nedene dayanmıyor. Herhangi bir dış etki nedeniyle oluşmamış, sadece var olduğu için var. Huzurun kaynağı. Runun özüne bağlandığınızda, hayatınızda ne olursa olsun, herşey sonsuza kadar mükemmeldir, çünkü bu öz hayatınızla değil, yaradılış ve ötesiyle bağlantılıdır.
Evrenlerin yaratıldığı ve hayal bile edemediğiniz şeylerin doğal olduğu  yere götürür sizi. İşte sizler evren yaratıldığında orada- mutlak huzur içinde- olduğunuz için bunun bir parçasısınız. Bir yer düşünün, drama yok, sorunlar yok, sadece sevgi var ve siz istediğiniz an bu yere istediğinizde ulaşabiliyorsunuz. İşte  bu sizin huzur olan parçanız.

Ait olma
Yolculuğumuz sona yaklaşıyor. Bu konuya da pek değinmedik, bu sizin kimliğinizle ilgili. Ben buna ait olma diyeceğim. Daha önce defalarca tekrarladık: yalnız değilsiniz! Ah bunun anlamı sözlerin çok ötesine taşıyor. Tanrıya ait olmak nasıl birşey? Tanrının parçası olmak nasıl birşey? Coşku ve birlik ve huzur hepsi sizin ruhunuzun çevreliyor. Yüksek benliğiniz veya epifiz geçidiniz ya da Akaşanız değil önemli olan. Herşey. Siz zamansız ve sonsuzsunuz ve ana kaynağa aitsiniz. Yaratıcıya aitsiniz.
Bu ait olma sonsuza kadar ve mutlaktır. Bundan kaçamazsınız ve kopamazsınız. Tanrı olarak adlandırılan yaratıcı kaynağın bir parçası olduğunuz için hiçbir zaman ondan ayrı olamazsınız. Bu sizsiniz ve siz bunun içindesiniz. O nedenle kim olduğunuzu düşünürseniz düşünün her zaman ailenizlesiniz-sonsuza kadar.
Buna erişebilen başka birşey var mı? Hayır. Ruhunuzun özüne yaptığımız bu mecazi yolculuk sona ererken şunu söylemenizi istiyorum:
Coşku, birlik, huzur ve ait olma. Coşku, birlik, huzur ve ait olma. Coşku, birlik, huzur ve ait olma.

Ve böylece sizlere Şamanların sırrını vermiş oldum. Bazen saatlerce oturup bu kavramları ele alırlardı ve bunları fiziksel insan varlığından ayrımak veya onunla birleştirmek için uğraşırlardı, çünkü bunları daha belirgin veya somut hale getirebilecek bir yol ararlardı. Bunların özünü yakalamak ve bu öze sahip olup onu kullanmak istiyorlardı. Eski enerjide bunları hissetmek ama dokunamamak ve kullanamamak çok can sıkıcıydı. Şimdi durum değişmeye başladı.
İnsan DNA’sının spiritüel işerliği artıyor ve bu süreçte daha fazla enerji yüklenebiliyor. Sonunda güzel ve sonsuz ruhun özelliklerini sizler bedensel olarak tutabilir hale gelebileceksiniz. Üstadlar da bunu yapmıyor muydu? Evet. Onlara çekilmenizin nedeni işte buydu. Onlarda Tanrıyı hissediyordunuz ve insanlığın bir parçası olduğunuz için tepki veriyordunuz. Bugün onlara saygı duyuyorsunuz ve sonsuzluğun yüzüne dokunabilenleri hatırlıyorsunuz.

Hadi şimdi buraya geri dönün ve bana bakın. Tüm anlattıklarım sizin parçalarınız. Bugün, ilk defa, bu konuları açtık. Coşku, birlik, huzur ve ait olma. Şimdi tekrar soruyorum: Kimsiniz? Bu seçkin aletlere sahip olan sizler, kimsiniz? Size kim olduğunuzu söyleyeceğim.
Elinizi kaldırın ve dilerseniz şu açıklamayı yapın:
“Ben yaratıcı kaynağın bir parçasıyım. Yaşlı kadar yaşlıyım. Genç kadar gencim. Sonsuzum ve bilgeliğim hiç bitmez. İnsan olmama rağmen mucizeleri birlikte yaratabilirim, çünkü ruhum içimde uyanıyor ve Üstadlığın güzelliği artık bana çok yakın. Ben Tanrıyım.”

Sevgili dostlar, küçük bir adım bile önemlidir. Tüm bedeniniz ve hücreleriniz bu gerçeğe açılmaya hazır. Sizlerden her gün oturup bu öze dalmanızı istiyorum.
Coşku, birlik, huzur ve ait olma.
Ve öyledir.
Kryon

12/11/2014

Sadhguru: Zihnin dilek ağacı gibi işlesin


Zihnini bir dilek ağacına dönüştürebilirsin

Bu hayatta deneyimleyebileceğiniz en mucizevi alet ne bilgisayar, ne otomobil ne de uzay aracıdır, en mucizevi alet insan zihnidir. Yeter ki onu bilinçli olarak kullanmayı bilin.

Zihniniz 5 değişik halde olabilir. Atıl olabilir. Bu hiç etkinleştirilmemiş, ham halidir. Atıl zihinler sorun yaratmaz. Aklını çalıştırmayan bir kişi, zekası tetiklenmediği sürece, son derece rahattır. İştahı yerindedir, uykusu derindir. Sorun yaşayanlar uyuyamadığını düşünenlerdir. Basit düşünen insanların bedenleri, entelektüel olarak tanımlanan insanlara kıyasla çok daha düzgün çalışır, çünkü rahatsızlık ve karmaşa oluşması için zekaya ihtiyaç vardır. Ancak atıl zihin, insan unsurlarına sahip bir yapıdan ziyade hayvan doğasına daha yakındır.

Atıl bir zihin enerji yüklediğiniz an etkinleşir, ama dağılma riskiyle karşı karşıyadır. Eğer enerji yüklemeye devam ederseniz zihin dağılma halini aşar, ama bu defa karışır. Yani bir öyle bir böyle gidip gelir. Ancak bu hali dağılmış halinden çok daha ileri bir haldir. Eğer enerji yüklemeye devam ederseniz giderek odaklanmaya başlar- bu çok daha iyi bir haldir. Asıl hedef ise zihni sürekli bir bilinçlilik haline getirmektir.

Yaptığı işleri kolayca ve zahmetsizce başaran kişi ile zorluklar içinde çabalayan kişi arasındaki fark ilkinin istekleri yönünde düşünmesi, diğerinin ise aksi yönde düşünmesidir.

Maymun zihin
Yoga folklöründe çok güzel bir hikaye vardır. Bir adam yürüyüşe çıkar ve fark etmeden cennet bahçesine girer. Uzun bir süre yürüdükten sonra yorulur ve “keşke dinlenebileceğim bir yer olsa” diye düşünür. Biraz ötede muhteşem bir ağaç ve altında yemyeşil çimenler görür. Oraya gider ve çimlerin üzerine uzanıp uyur. Birkaç saat sonra dinlenmiş ve tazelenmiş olarak uyanır. Sonra “Keşke atıştıracak birşeyler olsa” diye düşünür. Canının çektiği yiyecekleri aklından geçirirken bunlar teker teker önünde belirir. Bir güzel karnını doyurduktan sonra “içecek birşeyler olsa” diye düşünür ve içmek istediklerini gözünün önüne getirdikçe hepsi birer birer belirir.

Yoga ekolünde insan zihni, işleyiş özelliği nedeniyle, markata veya "maymun" olarak adlandırılır. Maymun sözcüğü taklitçi anlamını da içerir. Zihin hep taklit etmek ister. Bu nedenle ham bir zihne maymun denir.

Cennetteki bu adamın “maymunu” uyanır. Adam “dur bir dakika burada garip şeyler oluyor” diye düşünür. “Yemek istedim, geldi. İçecek istedim geldi. Kesin burada hayaletler de vardır.” Etrafına bakınca hayaletler görür. Onları görünce korkudan ödü kopar.” Eyvah bunlar şimdi bana işkence eder,” diye düşününce hayaletler ona işkence eder. Adam acı içinde bağır:” Bunlar beni öldürecek!” Ve adam orada ölür.

Sorun aslında adamın bir dilek ağacının, bir “Kalpavriksha”nın, altında oturmuş olmasıdır. Her isteği gerçek olur. Gelişmiş bir insan zihni “Kalpavriksha” olarak adlandırılır. Böyle bir zihinle her dilek gerçek olur. 
Yaşamımız süresince hepimiz bir Kalpavriksha altında oturuyoruz, bu nedenle zihninizi sizi delirtecek bir kaynak yerine bir Kalpavriksha’ya dönüştürmelisiniz.

Kaynak: sadhguru.org


12/08/2014

Bashar: Olağanüstü bir yaşam sürdürmek


Bashar:“Olağanüstü bir yaşam sürdürmek” etkinliğinin video kaydından alıntı. Katılımcılarla soru cevap bölümü. 22 Ekim 2014

“Hayatta her deneyimin iki işlevi olabilir”

Katılımcı: Hayatımla ilgili çok taleplerim var bugünlerde...

Bashar: Neden çok taleplerin var?

Katılımcı: Çünkü çok hayal kırıklığı içindeyim, mutsuzum, çünkü bana göre hak ettiğim yer ile gerçekte bulunduğum yer çok farklı.

Bashar: Peki seni olmak istediğin duruma gelmene engel olan duygunun hayal kırıklığı olduğunu  biliyor musun? Sen kendin için olumsuz bir gelecek öngörüyorsun ve bu kehanetini gerçekleştiriyorsun.
Madem taleplerin var o zaman hayatındaki her bir deneyimi en iyi şekilde değerlendirmeyi talep et kendinden. Hayatındaki deneyimlerin iki işlevi olabilir. Sen hangisini tercih edersin? Olumlu mu yoksa olumsuz mu?  

Katılımcı: Olumlu tabii ki.

Bashar: O zaman karşına çıkan her durumu olumlu şekilde yorumlamayı talep et kendinden. Böylece istemediğin olumsuz işlevi değil de hep olumlu olanı deneyimleyebilirsin.

Katılımcı: Bunun için bana bir örnek verebilir misiniz?

Bashar: Evet verebilirim. Bu örneği daha önce anlatmıştım. Radyo hırsızı. Bu kanalın bir dostu müziğe inanılmaz derecede tutkun. Çok ama çok tutkun. Müziksiz bir günü geçmiyor. Kendisi müzisyen. En büyük zevklerinden biri de arabasıyla şehrinizde gezerken radyosundan müzik dinlemek. Arabasına çok kaliteli ses veren belli bir markanın radyosunu almak istiyordu, ama o kadar parası olmadığı için ve o radyoyu alacak başka bir yol aklına gelmediği için, içindeki coşkuyu söndürmeden, elinden gelenin en iyisini yapma gayret ederek kendine bir radyo satın aldı. Bu radyo her ne kadar asıl istediği kadar iyi olmasa da onu mutlu ediyordu, çünkü o sahip olabildiği en iyi radyoydu. Radyoyu hemen arabasına monte ettirdi, ancak tam bir hafta sonra arabasına hırsız girdi, yerleştirildiği panoyu kırarak radyoyu çaldı ve kaçtı. Şimdi sizin gezegende birçok kişi bu durumu olumsuz olarak değerlendirerek sızlanmaya başlar. Ne kadar kötü! Neden benim başıma geldi? Neyi yanlış yaptım? Böyle bir şey yarattığıma göre acaba ben de olumsuz muyum? Oysa kendimi çok daha spiritüel sanıyordum!

İşte sizin düştüğünüz tuzak bu. Bu verdiğim örnek son derece spiritüel. Söz konusu kişi bunu bildiği için olumlu bakış açısını korudu. Durumu şöyle değerlendirdi: Bu olayın bana nasıl bir yarar sağlayacağını henüz bilmiyorum, ama mutlaka bir yararı olacaktır, çünkü ben bu olaydan yararlanmayı tercih ediyorum. Olumlu bir sonucu tercih ediyorum. Nasıl olacağını hiç bilmiyorum, ama olumlu sonuçlanacağından eminim.

Bizim adam, bu olumlu bakışı açısını koruyarak, gezegeninizde bu tür olaylar sonrasında yapılan işleri yerine getirdi. Polise durumu bildirdi, sigortaya başvurdu, arabasının tamiri ve yeni radyo için kendisine ödenen parayı aldı. Sonra bir tamirci buldu ve arabasını tamire götürdü. Tamirci hasarlı panele bir göz attı ve kötü görünüyor, ama tamiri çok kolay dedi. Sonra o kadar çabuk ve kolay bir şekilde paneli düzeltti ki para bile talep etmedi. Böylece sigortanın ödediği tamir parası o kişinin cebine kaldı. Radyo için ödenen paraya bu tutarı eklediğinde bir de baktı ki elinde tam kuruşu kuruşuna almak istediği ama parasının yetmediği o kaliteli radyonun fiyatı kadar para var.

İzin verdiğinizde süreç bu şekilde çalışır. Eğer o kişi olumsuz titreşime kapılsaydı, bu çok kötü, ben spiritüel bir insanım, neden bu başıma geliyor diyerek sızlansa idi, sigorta şirketi çok daha az para ödeyebilirdi, farklı bir tamirciye gidebilir, ücretsiz yapılabilecek bir işlem için yüksek bir bedel ödeyebilirdi. Çünkü kendi titreşimine benzer titreşimler çekeceği için olumsuz bir deneyim yaşardı, çünkü içinde bulunduğu duruma olumsuz bir anlam yüklemiş olurdu. Oysa o tam aksini yaptı. Olumlu bir anlam yükledi. Ona nasıl yarar sağlayacağını kestiremese bile olumu düşünmekten vazgeçmedi. Burada hırsızın niyeti hiç önemli değil, onun olumsuz korku kaynaklı senaryolardan gelmesi önemli değil, yoksunluk duygusu nedeniyle bir şeyler çalarak kendini güçlü hissetmesinin önemi yok. Hırsızın bulunduğu durumun önemi yok, çünkü olumluda kalmayı seçen o kişinin gerçekliğini etkileyemiyor. Bu iyi bir örnek oldu mu?

Katılımcı: Benim için bir hediye oldu. Teşekkür ederim

Bashar: Sen de bir hediyesin. Bunu hiç unutma. Sakın unutma. Hayatında olup biten her şey bir hediyedir. Her birini bir hediye gibi karşılarsan, hediye olarak deneyimlersin ve hayatının her gününü birbirinden güzel hediyeleri açarak geçirirsin.

www.Bashar.org

Bashar: Uyanış


Rüyada uyanmak, gerçekliği yaratmak

Bashar:“Uyanış” konulu etkinliğinin video kaydından alıntı, 
22Ekim 2014

Bir süredir uygarlık olarak, hala fiziksel özelliklere sahip olmamız rağmen, giderek somut olmaktan uzaklaştığımızdan söz ediyorduk. Bunun nedenini, yani nasıl olduğunu şöyle anlatabilirim:
Bizler rüyalarımızda uyanmaya başladığımızda, yanı rüya gördüğümüzü rüya sırasında fark ettiğimizde, rüyamızı kontrol edebildiğimizi ve gerçekliğin oluştuğu kalıba girebildiğimizi fark ettik. Burası bedeninizin dışına çıktığınızda fiziksel gerçeklik deneyiminizi tasarladığınız, sonra bedeninize geri döndüğünüzde bu tasarladıklarınızı yaşadığınız bir plan boyutu gibidir. Rüyanızda uyandığınızda bilinçli ve farkında olarak gerçekliğin kalıp boyutuna gidebilirsiniz ve rüya gördüğünüzün farkında olduğunuz ve farklı bir halde bulunduğunuzu bildiğinizden ve rüya senaryosuna kapılmadığınız için çok daha uyanık, farkında ve bilinçli olursunuz ve kontrolün elinizde olduğunu hissederseniz. İşte o zaman kalıbınızı, fiziksel gerçekliğinizi, bilinçli olarak tasarlayabilirsiniz ve onu, parçası olmak istediğiniz gerçekliğe uygun hale getirebilirsiniz. Ardından, kendinizi fiziksel gerçeklik boyutuna yerleştirdiğinizde, yani bedeninize geri döndüğünüzde, bu yeni, gelişmiş tasarımı yaşamaya başlarsınız. 

Sizler, evriminizin bu noktasında, eşikte bulunma halini deneyimleyebilirsiniz. Bu harmanı, birbirine geçmiş hali, deneyimleyebilirsiniz. Yani rüyanızı yarattığınızı, yaşadığınız gerçekliği bir rüya olarak, bir yansıma olarak yarattığınızı deneyimleyebilirsiniz. Yaşadığınız gerçekliğin istediğiniz, sizin tercih ettiğiniz, şekilde olabileceğini fark edebilirsiniz. En içten coşkunuzla uyumlu kaldığınız sürece deneyimlediğiniz her neyse sizin isteklerinizle örtüştüğünü fark edersiniz. Ancak unutmayın burada amaç bir yerler ulaşmak değil. Önemli olan yolculuğu deneyimlemek, süreci deneyimlemek. Önemli olan şimdide yaşamak. Şimdide yaşayın ki sizi bulması gereken, karşılaşmanız gereken her neyse sizi bulabilsin, yerinizde bulabilsin. Çünkü başka yerdeyseniz, yani geleceğe odaklanmışsanız, geçmişe odaklanmışsanız, şimdi içinde var olan her neyse, ki bu aslında herşeydir, sizin dikkatinizi çekemez, çünkü dikkatiniz var olduğunuz yerde değildir. 
Şimdide kalın. Uyanık olun. Tamamen uyanık olun. İnsanlığınıza, gücünüze uyanın ki fiziksel dünyada uyanmak ile fiziksel olmayan dünyada var olmak arasında büyük bir fark olduğu yanılgısına düşmeyin. Bu ikisini birbirine harmanladığınızda, bir süre sonra, benim uygarlığımın alışık olduğu gerçekliğe çok daha yakın, çok daha uyumlu bir gerçeklik deneyimlemeye başlarsınız. 
Bizler hiç bitmeyen bir rüyanın içinde hep uyanık olarak yaşıyoruz. Hadi gelin siz de bize katılın.
Kaynak: www.Bashar.org


12/06/2014

Ronna Herman kanallığı ile Başmelek Mikael Aralık 2014 Mesajı

Karar zamanı: gelecek başladı
Sevgili Üstadlar, insanlığa ve Yaratan’a hizmet etmek için ilk defa bu kadar olağanüstü bir fırsat yakaladınız. Evrim sürecinizin önemli bir kavşağına ulaştınız, çünkü tanıdığınız ve alışık olduğunuz dünya yavaş yavaş yok oluyor. Yaratan’ın İlahi kıvılcımları olduğunuz için sizlere Yaratan’ın Özünü içeren ve dilediğiniz gibi kullanma özgürlüğüne sahip olduğunuz birer hazine sandığı armağan edildi. Sizler bu yaşamınıza kutsal kalbinize gizli bir tutam kutsal ışık parçacıkları (Ulu Yaratıcının özü) ve kök çakranıza gömülü- kundalini olarak da bilinen ve kendi etrafına sarılmış bir yılan olarak resmedilen kutsal ateş tohumu atomu ile başladınız. Kalbinizdeki Kutsal Ateş size her zaman açıktı, ancak bu İlahi Işığı yakmak ve etkin olarak kullanabilmek için “Krallığın anahtarlarını” nasıl kullanacağınızı hatırlamanız gerekiyor. Kundalini veya Yılan Ateşi farklı, çünkü bu atıl duran İlahi Yaratıcı Işık deposunu açabilmeniz için önce bugüne kadar biriktirmiş olduğunuz bozuk enerjilerin %51’ini temizlemeniz gerekiyor. Bu temizlenme için ise fiziksel, duygusal, zihinsel ve eterik bedenlerinizin titreşim kalıplarını birbiriyle uyumlu hale getirmelisiniz ve enerjetik imzanızı dördüncü ve daha yüksek boyutların titreşimlerine yükseltmelisiniz.

Yüksek bilinç düzeylerine uyanış kök çakrasındaki Kundalini ateşinin alev aldığı anda başlar ve omurga boyunca eterik çakra sisteminden geçerek yükselirken Yüksek Bilinçliliğin Yedi Mühürünü açar. Medulla Oblongata veya diğer adıyla Yükseliş çakrası, hatta ona Tanrı’nın ağızı da denir, etkinleşir ve epifiz bezi canlanır ve asıl tasarımına uygun şekilde çalışmaya başlar. Ardından başın üzerindeki taç çakrası veya aydınlanmanın nilüfer çiçeği, açılır ve parlak Işık sütununa bağlanır bunun sonucunda  Tanrı tohumu atomunuza veya Varoluş bilincine bağlanırsınız. Bu bağlantıyı kurduğunuz andan itibaren tamamen ve geri dönüşü olmayacak şekilde sonsuza kadar değişirsiniz. Gücüne kavuşan Ruh sizden akmaya başlar ve siz adım adım benliğinizin Üstadlığına ve Tanrısal mirasınızın kutsal armağanlarına sahip çıkmaya başlarsınız.
İşte şimdi sizin ve diğer Işık İşçilerinin bu harika evrensel genişlemenin ve evrimin içindeki yerinizi fark etme zamanı. Bu ve birçok geçmiş yaşamlarınız boyunca hazırlanmakta olduğunuz zaman sonunda geldi. Sizlere, hep sadık kalanlara, Dünyanın Işık hizmetkarları olmak için benliklerine sahip çıkmak için çabalayanlara şimdi tüm zamanlardan daha çok ihtiyaç var. Şimdi niyetinizi duyurun: 
“Işığın güçlü taşıyıcısı olmak için çaba göstereceğim, bir mıknatız gibi Yaratıcının ışığını kendime çekeceğim ve olduğu gibi hepsini dünyaya, insanlığa ve tüm varoluşa yayacağım.”

Kutsal hafızanızın yüksek boyutlarında saklı duran bilgelik yüklü ışık paketlerini ve geçmiş kayıtlarınızın kilitlerini açtıkça beyninizde yepyeni bağlantılar devreye giriyor. Eski bağlantılar, üçüncü ve dördüncü boyuta ait acı dolu anılar bir bir siliniyor ve yakında geçmişinizdeki başarısızlıklarınızı ve dertlerinizi hatırlamakta zorlandığınızı fark edeceksiniz. Geleceğe koşarken geçmişinizi şifalandırdığınızı söylemiş miydik? Kim olduğunuzu hatırlayacaksınız, geçmişinizi de hatırlayacaksınız, ama hatırladıklarınız sadece olumlu ve mutlu olaylar olacak.
Aydınlanmış bir varlık olarak bu sonu olan evrenin yüksek alemlerine bir bilinç köprüsü kurmaya başladınız. Kadim, ruhsal öğretilerde buna Antakarana denir, bugünlerde Gökkuşağı köprüsü olarak da adlandırılıyor. Üstadlığınıza sahip çıkmak için zihinsel doğanızın üç unsurunu kullanmayı öğrenmelisiniz: Beyin-zihin-ruh. Ayrıca bilinçaltınızdaki zararlı bikirimleri temizlemelisiniz ve bilincinizi Ruhsal Benliğiniz ile uyumlu hale getirmelisiniz ki Ruhunuzun ve Yüksek Benliğinizin bilgeliği fiziksel bedeninize ulaşabilsin. Her atomun ve fiziksel Benliğinizin her zerresinin bir bilince sahip olduğunu ve bu bilincin de aydınlanması  gerektiğini ve yükselişin üst frekans kalıplarına uyumlu hale gelmesi gerektiğini unutmayınız. Siz İlahi Öz’den yaratıldınız. Mutlak Yaratanın kıvılcımı/zerresisiniz. geliştirilmesi gereken atıl güçlere sahipsiniz. İnsanlığın Ruhsal hafızasını canlandırması ve Işık Üstadının gücüne kavuşması gerekiyor.
Antakarana alt dağıtım kanallarından veya ışık kollarından oluşur. Bunlar giderek güçlenerek Yüksek Benliğiniz ile Tanrı Tohumu Atomunuzun sayısız tabakaları arasındaki bağlantıları sağlamlaştırırlar. Bu ışık kanalları bilinçlidir ve sizin yüksek alemlerde var olan Benliğinizin çeşitli katmanlarının zekasına sahiptir. Size dah önce bildirdiğimiz gibi bilinçaltınız bilinçleniyor ve bilinciniz evren ötesinin gizemlerini barındıran Bilinçötesi zihinin bilgeliğine açılıyor.

Olağanüstü bir deneyin son aşamasına geldiniz: Ruhun mükemmelleşmesi ve en yüksek haline gelen madde ile birleşmesi. Ego tarafından yönetilen beden, fiziksel kimliğin iradesi, ruhun iradesi ile birleşmeli ve tek bir bilinç haline gelebilmeli. Bir sonraki bilinç düzeyine yükselebilmek/evrimleşebilmek için dualite dünyasından geçerken Işık ve karanlık yolunun tam ortasında durabilmeyi başarmalısınız. Kutsal zihinizde ve kutsal kalbinizde buluanan umut, ilham ve sezginin tohum özlerine açılmanız çok önemli. Eterik bedeninizden, zihninizden ve duygusal bedeninizden olumsuzluk sislerini sildikçe bu değerli tohum atomarı canlanır ve içlerinde  atıl duran erdemler, yetenekler ve bilgelik açığa çıkar. Fiziksel dünyanın gösterişinden ve maddenin sınırlayıcı güçlerinden kendinizi koparmak için çaba göstermelisiniz.

Ruh hep bir olmak ister. Sizler somut mistikler olmayı öğreniyorsunuz- üçüncü ve dördüncü boyutların yüksek basamaklarında sağlam bir şekilde dururken yavaş yavaş varlığınızın çeşitli katmanlarını brleştirerek beşinci boyutun alt basamaklarına uzanıyorsunuz. İnsanlığın bilgi yüklü zihnini ehlileştirme yolunda önemli adımlar atarak, sezgisel, yüksek bir zihne doğru ilerliyorsunuz. Benlik Üstadı olan bir kişinin iç dünyası bilincin zihin boyutu tarafından yönetilir. Duygular, düşünceler ve eylemler Ruhun zihin özelliği tarafından filtrelenir. Bunun sonucunda ilüzyonun yerini sezgi alır ve kişi yüksek titreşimli bilgilere ulaşır. Ego odaklı beden kontrolünü kaybettikçe fiziksel dünyanın cazibesi giderek söner ve ruhsal unsurlar baskınlık kazanır. Benlik Üstadı olarak devingenlik, fiziksel güç ve evrensel enerji alanlarının içinde etkin olarak yaşamayı öğreneceksiniz.

Yerküre ve insanlık, insan bilincinin yoğun boyutların alt tabakalarına düşüşünden bu yana, en muhteşem aydınlanma ve dönüşüm sürecinin başındalar. Yerküre ve insanlık evrimlerinin bir sonraki büyük sıçramasına ve bilinç genişlemesine hazırlanırken, varoluşun en derin boyutları sarsılıyor. Aydınlanma için ne kadar yükseklere uzanırsanız, geçmişinizin bir o kadar derin özlerine inmelisiniz. Evrensel geçmişinizin hafıza hücrelerine ulaştıkça ve soylu mirasınızı fark ettikçe, gerçekliğinizin ve dünyanın alt üst olduğu kadim geçmişinizin her anını hatırlayacaksınız. Tanıdık olan herşey, çoğu zaman uluslar/ırklar arasındaki savaşlar veya doğanın elementleri olan ateş, su, rüzgar ve toprak hareketlerinden kaynaklanan doğal felaketler nedeniyle, hızla değişmiş veya kaybolmuştu.

Daha önce defalarca belirttiğimiz gibi: Ana/Baba Tanrı cezalandırmaz. Ancak değişimin evrensel kalıpları şiddetlendikçe ve asırların yükselişi yaklaştıkça, gerçek, uyum ve barış içinde olmayan her şey temelden sarsılır. Reenkarnasyon ve karma çarkından mezun olmaya hazır olmayan pek çok değerli ruh bir bilinç yükseltilmesi almak üzere yüksek alemlere geçmeye hazırlanıyorlar, çünkü maddesel/fiziksel ifade alemlerinde daha yeni ve gelişmiş bir deneyim çemberine girmek üzereler. Belirgin olarak dengesiz olan üçüncü ve alt dördüncü boyutlar kademe kademe dualite yelpazesine geri gönderiliyor. Birlikte yaratma olarak bilinen o eski, bozuk proje veya deney bir daha tekrar edilmemek üzere sonlandırılıyor. Siz ışık orduları sayesinde, bir daha hiçbir ruh topluluğu bu alt evrende ve özellikle dünya gezegeninde hayatlarınız süresince deneyimlediğiniz şiddetli acılar, korkular, olumsuzluklar ve yoksunluklar çekmek zorunda kalmayacak.

Bu yüzyılın başında, Yaratıcının ve Baba/Anne Tanrının güzel ve sadık hizmetkarları olan muhteşem Deva ve Elemental Alemlere yerküredeki yaşamı güçlendirmeleri için talimat verildi.  Bunun üzerine evrensel ateş, Yaratıcı Işığın adamantine parçacıkları, varoluşun yaşam gücü enerjisi olan Baba/Ana Tanrının kutsal nefesi hava elementi, arındırıcı ve hayat veren ve sizlerin fiziksel planda var olmanızı sağlayan su elementi ve toprak elementleri  artırmaya başladılar. Yerkürenin her yanında sıradışı hava şartları yaşanıyor, Toprak Ana yoğunluğunu azalttıkça kara parçaları yer değiştiriyor ve bu sayede fiziksel bedenine işlemiş olan ve onu yaralayıp rahatsız eden tüm olumsuz düşünce formlarını bir anda üzerinden silkeliyor. Elementler sizlerin düşmanınız değil. Onlar Yaratıcının kutsal armağanları, ancak insanlık hem birbirine hem de Toprak Ana’ya çok uzun zamandır kötü davranıyor ve eziyet ediyor. Şimdi hepiniz, bilinçli varlıklar olarak, tüm yaratımlarınızın sorumluluğunu almalısınız. Dünya üzerindeki her bir ruh eylemlerinin karşılığını almanın sıkıntılarını deneyimliyor.

Gezegenin hangi bölgelerinin temizlenmeye ve dengelenmeye öncelikle ihtiyacı olduğu hızla ortaya çıkıyor, ancak bizler kitlesel bilinçlere korku veya kuşku aşılamak istemiyoruz. Tam tersine yüksek bilinçliliğin yeni ortamına Benliğinizin üstadı olarak geçip geçmemenin veya bozulmuş enerji kalıplarınız nedeniyle kişisel çevrenize felaketler ve karmaşa çekip çekmemenin tamamen size ve sadece size bağlı olduğunu söyleyerek bu tür endişelerinizi silmek istiyoruz. Asıl niyetimiz önümüzdeki birkaç kritik yıl boyunca dünya ve insanlık dönüşürken sizlerin nelerle karşılaşabileceğinizi aktarmak. Bugün verdiğiniz kararlar ve sizden yayılan ve sizin var olduğunuz aura alanınızı yaratan enerjiler, sizlerin gelecekteki gerçekliğinizi ve dönüşümün tamamlanacağı bu önemli yılları nasıl deneyimleyeceğinizi belirleyecek. Bugün karar vermeniz gerekiyor. İsterseniz yükseliş spiralinde ilerleyerek aydınlanma armağını sayesinde hayat kapısının eşiğinden geçme fırsatını yakalayarak kim ve ne olduğunuzun bilincine varabilirsiniz veya üçüncü ve dördüncü boyutların eski yaşam ve ölüm kuralları gereği fiziksel ölüm sürecini deneyimleyebilirsiniz.

Fiziksel alemlere indiğinizden bu yana sizler dualite ve ayrılık oyununu oynarken ruhsal benliğiniz fiziksel örtüler altında var olabilmek için hep zorlandı. Artık bu farklı katmanlarınızı tekrar uyumlu hale getirerek birlik ve bütünlük bilinci içinde işlemelerini sağlamanın zamanı geldi. Aura alanınız ve ışığınız şimdi çok daha parlayabilecek ve genişleyebilecek, çünkü Tanrı-Tohum-Atomunun giderek daha fazla tabakasını içselleştirebileceksiniz. Bu sizlerin kutsal benliğinizin içinde olan ve varoluşun en yüksek boyutlarına ulaşan parçanızdır.  Bu alt-evrendeki kopmuş olan Ben bilinçli Işık Varlıklarının başlangıç noktasıdır. Size sürekli yol gösteren, ilham veren, sizi besleyen ve hatta koruyan bir dostunuzun olması harika değil mi? Pek çok ruh ailesinin daha yüksek inançları, yetenekleri ve deneyimleri paylaşmak için bir araya gelmesi şaşırtıcı değil mi? Hep birlikte sevginin, iyiliğin ve yetkin olmanın güçlü, bütünsel düşünce formlarını yaratıyorlar. İçinizden rotaya sadık kalanlar şimdi evrensel bilgeliğin şaşırtıcı, yepyeni kavramlarını idrak ediyorlar. Bereketin kapıları giderek daha fazla açılırken her açıdan destekleniyorsunuz. Bütünün hayrı ile hizalandıkça en yüksek vizyonlarınız tek tek tezahür ediyor. Bu yüksek kavramları idrak edebilme becerisi olanların zihinlerine pek çok ilham verici fikirler ve taze, yaratıcı buluşlar akıyor ve bu kişiler onları herkesin yararlanabileceği şekillerde maddeselleştirebiliyorlar.

Belki birçoğunuz aksini düşünebilir, ama dünya ve insanlık için harika bir vizyon, güçlü bir gelecek seçeneği şekilleniyor ve her an daha çok belirginleşiyor ve yakınlaşıyor. Eski, sınırlayıcı düşünce kalıplarından vazgeçenlerin sayısı giderek artıyor ve bu sayı arttıkça bu kalıplar çözülüyor ve etkileri yok oluyor. Tanrı benliğinizin özelliklerinin ortaya çıkmalarına izin verdikçe ve ruhun yüksek enerjisi hayatınızda öne çıktıkça, sizin Elmas Özü Tanrı Hücresinin içinde saklı 12 Işın yelpazesinin tümünü içselleştiriyorsunuz ve yükseliş sürecine geçebilmeniz için yolunuz açılıyor.

Pek çok ışık işçisi ve yıldız tohumu ruh, bu yaşamlarının, dünya gezegeni üzerinde deneyimleyebilecekleri en önemli yaşam olduğunu biliyorlar. Aynı zamanda bu yükseliş yolunda rehberlik etmek üzere dünyaya gelen pek çok bilge ve ileri ruh bilinçliliğin fizksel planları olan 4 alt boyutta son olarak beden alıyorlar. Tüm cesur ve kahraman savaşçılarımıza sesleniyoruz: Elinize sağlık harika bir iş çıkardınız.

Sevgili ışık şampiyonları, şimdi zayıf olma zamanı değil, ruhsal konularla oyalanmayı da bırakın. Pek çoğunuz ruhun ve yüksek benliğinizin bilgeliğine açılma konusundaki girişimleri yeterince ciddiye almıyor. Şimdi yüreklerinizi Benlik Üstadı olma ve Ruhsallığınıza sahip çıkmak için kalplerinizi ateşleyin, geçici keyiflerle zaman kaybetmeyin. Sizlere dönüşüm sürecinin karmaşasını ve sarsıcı değişimleri nasıl atlatabileceğinizi anlatan pek çok sır açıklanıyor. Önünüzdeki yıllarda karşılaşacağınız değişim dalgalarını kolayca göğüsleyebilmeniz için sizlere sunulan bu başarısı tartışılmaz yöntemleri almak için gerekli çabayı göstermelisiniz. Şimdi eskileri bırakma ve yenilere açılma zamanı. Tanrı bilinçliliğinin her katmanı/kıvılcımı geliştiriliyor ve ayrıntılandırılıyor. Aynı şey her boyut için geçerli, çünkü Yüce Yaratıcının yüksek ışınları bu alt evrendeki somut varoluşun her köşesine işledikçe her boyut kendi içinde canlanıyor ve hızlanıyor.

Sevgililer, dünyanın birçok bölgesinde Işığın yayıldığını ve güçlendiğini gözlemliyoruz. Aynı zamanda sizlerin parladığını ve etkinizin arttığını da görüyoruz. Her zamankinden çok daha fazla insanı olumlu şekilde etkiliyorsunuz. Gezegeninizde karmaşa ve korku arttıkça ve yayıldıkça sizler yüreğinize ve ruhunuza odaklanın. Bizler güçlerimizi birleştirdik ve her zaman olduğu gibi yine biz yenilmeziz, çünkü Baba/Ana Tanrının kutsal emrini yerine getiriyoruz. Sonsuz sezgi, koruma ve kutsamalar sizlerle şimdi ve her zaman.

Ve öyledir.

Başmelek Mikael