DNA nasıl çalışıyor? Ezoterik DNA nedir? Hücrelerinizi nasıl programlayabilirsiniz? Yaşlanmayı nasıl durdurursunuz? Yaşama sürenizi nasıl 2 katına çıkarırsınız? Karmanızı temizlemenin yeni yöntemi nedir? Yeni enerjiye bedeninizi nasıl ayarlarsınız? Fiziksel devamlılık ve ruhsal devamlılık nedir?
Canlı Kryon celsesi, Portland Oregon 22 Kasım 2014, Lee
Carol kanallığı
Kalıtsal Doğa (Innate) ile
ilgili açıklama
Selamlar sevgili dostlar, ben Manyetik Hizmetten Kryon. Bu
akşam sizlere çok önemli bir sistem hakkında daha önceki açıklamalarımızdan
farklı bir şekilde bilgi vermek istiyorum. Bu bilgilere “Kalıtsal Doğa hakkında
ilk bilgiler” diyeceğiz. Bu konuda daha önce farklı kanallıklar yapmıştık,
bunlardan birinin başlığı “Gizemli Kalıtsal Doğa” idi . Buna ek olarak
bedenlerinizle ilgili bazı özelliklerden söz etmiştik. Bu akşam ise bu konuya
daha fazla eğilmek istiyoruz.
Muhteşem Kalıtsal
Doğa
Sevgili dostlar, bedeninizdeki bir işleyişten söz etmek
istiyorum. Bu işleyişin gizemi sadece 3 boyutluluk içinde algılanamadığından
kaynaklanmıyor, aynı zamanda öylesine belli belirsiz ki tanımlanması çok güç.
Ama sizi siz yapacak kadar size özgü. Şimdi şu soru aklınıza gelebilir: “Kryon içimde
olan birşeyi bilmemem mümkün mü?” İşte size cevabım: DNA’nız tam kapasiteyle çalışmıyor
ve konumuz da bu. Bilinciniz bedeninizde çalışmakta olan birtakım şeylerin
gerçekliğine henüz ayarlı değil. Ama bu sonunda gerçekleşecek çünkü insanlığın
yeniden ayarlanma süreci evrimleşmiş bir ruhu da kapsıyor. Bu celsede bu konuya
biraz daha gireceğiz.
Önce Kalıtsal Doğa’yı tanımlayalım: Kalıtsal Doğa’yı bu
kadar gizemli yapan onun bir beyin fonksiyonu olmamasıdır. Ayrıca bedendeki
merkezileştirilmemiş belki de tek sistemdir. Bu nedenle kavramakta
zorlanıyorsunuz. Bu sistem henüz keşfedilmemiş olduğu için onu tıp bilimi de
tanımıyor. Oysa hep göz önünde ve defalarca görülmüştür.
DNA’nızı açıklamak çok zor. Bedeninizdeki trilyonlarca DNA
molekülü sürekli birbiriyle iletişim içinde. DNA’nın işleyişi bunu gerektiriyor.
Bedeniniz ne tür hücrelere nerede ihtiyaç duyduğunu nasıl biliyor? İşte doğum
anınızda tüm bunlardan sorumlu olan Kalıtsal Doğa’dır. Yani aslında DNA bir tür
ezoterik merkezi kontrol sistemidir diyebiliriz. Bu trilyonlarca DNA parçasının
etrafında bulunan ve kendini bir varlık olarak bilen bir alan. Tüm DNA bu alan
sayesinde bir sistem olarak birlikte çalışır ve bu sistemin adı Kalıtsal Doğa’dır.
Yani bunu bedeninizdeki DNA hücrelerinin bir oluşumu olarak düşünebilir ve onu
akıllı beden veya Kalıtsal Doğa olarak adlandırabilirsiniz. Bedeninizde Kalıtsal
Doğa’yı yöneten belli bir organ veya bez yok. Bedenin her bir bölümü bu akıllı
beden sistemiyle ilişki içinde.
Her ne kadar belirsiz olsa da aslında Kalıtsal Doğa ile bedensel
çözümler bulmayı biliyorsunuz, hatta kas testlerine veya kinesiolojiye baş
vurabiliyorsunuz. Pek çok farklı yöntem var-bedeni dinleme, beden dili, şifre çözme
veya benzeri. Tüm bunlar bizim akıllı beden geri bildirimi olarak
nitelendirdiğimiz yöntemlerdir. Akıllı bedenin size anlatmak istediklerini
çözmek için başvurduğunuz başarılı uygulamalardır bunlar. Bu işlemleri
gerçekleştirenler bedenin “akıllı alanı” ile konuştuklarını çok iyi bilirler.
Bu alan DNA’y bir bütün olarak temsil eder, bir organ, bir bez veya beyinle
sınırlı değildir.
Kalıtsal Doğa akıllı
bir yedekleme sistemidir
Kalıtsal Doğa hakkında sizlere iletmek istediğimiz ilk bilgi
şudur: bu bedenin tümünü kapsayan bir sistemdir ve sinir sisteminizin veya
beyin sisteminizin bilebileceğinden çok daha fazlasını “bilir”.
Kalıtsal Doğa her yerdedir. Ayağınızdaki tırnakta ve
saçınızdaki teldedir. DNA’nın olduğu her yerdedir ve DNA’nın her şeklindedir. Benzersizdir ve
size özeldir.
Size daha önce de söyledim, tıp bilimi bunu devamlı görüyor,
ama anlamıyor. Bunu bir örnekle açıklayacağım. Bir insanın omuriliği kaza
sonucu hasar görürse, sonsuza kadar hasarlı kalıyor. Buna daha önce değinmiştik
ve sizlere şu soruyu sormuştuk: “Sizce omurga sinirlerinin tekrar
bağlanmamaları ve yeniden büyümemeleri garip değil mi?” Bedendeki diğer her şey kendini
yenilemeye programlı, ama bedenin bu bölgesindeki hücreler iyileşemiyor. Hasar
görmüş bir uzuv iyileşebiliyor, ama omurilikteki sinirlerin tekrar işlev
kazanması çok zor. Hatırlarsanız sizlere bu sinirlerin iyileşeceği bir dönemin
geleceğini söylemiştik ve bunun yaklaşmakta olan “evrimleşmiş insan”ın bir
parçası olduğunu anlatmıştık. Ama isterseniz şimdiki duruma dönelim.
Şimdi boyundan aşağısı felçli bir insanı tanıdığınızı veya
gördüğünüzü varsayalım. Bu insan bir sandalyede oturuyor ve başı dışında hiçbir
yerini oynatamıyor. Peki nasıl oluyor da omurilikte bulunan ve hareketi sağlayan
sinirlerin bağlantısı koptuğu halde beynin sinyalleriyle çalışan bedenin
bölümleri işlevlerine devam edebiliyor? Beynin kalp atışlarını düzenlediği
bilindiği halde kalp kasları bu kopmaya rağmen nasıl atmaya devam edebiliyor?
Bilim kalbin çalışmaya devam etmesine bir cevap bulmuş
olabilir, ama hazım da devam ediyor, üreme fonksiyonları da devam ediyor,
boyunun atında kalan pek çok beden işleyişi devam ediyor. Hem de beyin sinyal
göndermediği halde. Bu nasıl olabiliyor sizce? Tıp bilimi, kalbin çalışmaya
devam etmesine oldukça iyi bir açıklama bulmuş, ne de olsa sürekli
karşılaştıkları bir durum bu. Onlara göre kalp bağımsız çalışabiliyor, çünkü sinoatriyal
düğümde bulunan özel hücreler kalbin kendiliğinden atmasını sağlıyor. Bu
onların Kalıtsal Doğa tarifi. Aslında şahit oldukları son derece gelişmiş bir
yedekleme sistemi.
Sizi canlı tutan da DNA alanının içindeki bu yedekleme
sistemidir. Bedeninizin DNA alanı beyninizle bağlantı kuruyor ve bu sayede
sinyaller kuantum (kablosuz) halde gönderilmeye başlıyor. Sinoateryal düğüm ise
bu alan üzerinden aktarılan beynin iletilerini “algılayan” bir anten siniridir.
Üstelik o kadar yetkin ki beyin öldükten sonra bile bir süre daha kalıpları
“hatırlamaya” devam eder. Tıpkı yedek pil gibi. İşte Kalıtsal Doğa bu kadar
güçlü.
Kuantum DNA alanınızın tüm bedeninizle her zaman bağlantı
halinde olduğunu bilin, omurilik ile bağlantı koptuğunda bile bu bağlantı devam
eder. Beyniniz sinyal göndermeye devam eder, DNA alanınız onları algılar ve
kalp kaslarınıza ve hazım süreçlerinize iletir, ama diğer kaslar devre dışı
kalır. Bu sıradışı durumu omurilik hasarlarında gözlemlediğinizde haklı
olduğumu anlayacaksınız. Bu fenomeni kendiniz deneyimlemiş olacaksınız.
Kalıtsal Doğa, yani akıllı beden, beyin bağlantılarınız
koptuğu zaman bile sizi canlı tutar. Kalıtsal Doğa çok akıllıdır, hatta hayati
olarak tanımlayabileceğiniz beyinden bile daha akıllıdır. Beyin hayatta kalma
ve var olabilme üzerine çalışan muhteşem bir bilgisayardır. Onun sayesinde
buradasınız. Ancak o sandığınız kadar akıllı değildir. Örneğin kanınızda
korkunç bir hastalığın dolaştığını anlamaktan acizdir. Ama Kalıtsal Doğal
anlar.
Kalıtsal Doğa tektir
Artık DNA’nızı trilyonlarca şey değil de tek bir şeymiş gibi
düşünmeye başlamalısınız. Bilim DNA’nın kendi içinde iletişim halinde olduğunu henüz
keşfetmiş değil, oysa bedeninizi düzenleyebilmesi için bu iletişime ihtiyacı
var. Size aktardığımız bilginin en güzel yanı şu: Fiziksel beden, yani beynin
kontrol ettiği beden, Kalıtsal Doğa’ya
giden bir köprü oluşturmaya başladı. Bu köprü niyet sayesinde oluşacak ve bir
süre sonra siz kendi kendinizin sezgisel doktoru haline geleceksiniz. Üstelik
sadece bedeninizde olup bitenden haberdar olmakla kalmayacaksınız aynı zamanda
Akaşik kayıtlarınızın enerjisine de vakıf olacaksınız.
Kalıtsal Doğa kendine has bir programa sahip. Bu programı yeni
enerjiler nedeniyle artık çözmüş olmanız gerekiyor, çünkü bu programı yenileme
zamanı geldi.
Hayatta kalma
programı
İnsan beyni fizikselliğin devamı üzerine programlanmış,
Kalıtsal Doğa ise spiritüelliğin devam üzerine programlanmış. Şimdi şu soru
aklınıza gelebilir: “Aradaki fark ne?” Fiziksel devamlılık, hayatta kalma
savaşını, yani sizi kovalayan bir kaplandan kaçabilmeyi, yiyecek ve barınak
bulabilmeyi tanımlıyor. Size yaşamınızı sürdürebilmeniz için bu tür sorunları çözebilecek bir mantık
sunuyor. Spiritüel devamlılık ise bambaşka bir şey, son derece ezoterik. Bu çok
daha geniş kapsamlı bir yaşamı sürdürme hali. İnsanlığın ruhsal evrimini ileriye
taşıyor ve DNA’nızın daha yüksek bir derecede çalışmasını mümkün hale
getiriyor. Bunu daha iyi açıklamama izin verin.
Kalıtsal Doğa kadim olanların bildiklerini biliyor. Büyük
planı biliyor. Yüksek Benlik ile iletişim halinde. İnsanlığın, gezegensel mezuniyet
konusunda karar verebilmek için, bu gezegende ne kadar zamanının kaldığını
biliyor. Kalıtsal Doğa bunu biliyor, DNA’nız bunu biliyor. Kalıtsal Doğa’nın
ana görevi ne? Sizin için elinden gelen ne varsa yapmak, özgür iradenize
çeşitli seçenekler sunmak, farkındalığınızın artmasına zemin hazırlamak ve insanlığın
devamlılık köprüsünden geçmesine yardım ederek aydınlanmış bir gezegene geçişi
sağlamak. Bu onun başlıca görevi.
Spiritüel devamlılık yerkürenin evrimleşme eğilimini temsil
eder ve her şey bunun etrafında tasarlanmıştır. Kalıtsal Doğa sizleri, bu özgür
seçimler sisteminin izin verdiği ölçüde, mümkün olan her şekilde, spiritüel
farkındalığa doğru iter. Kalıtsal Doğa budur. Burada büyük planı görebiliyor
musunuz? Kendi potansiyelinize ulaşmanızı sağlayan içsel bir rehberlik
sistemine sahip olduğunuzu görebiliyor musunuz?
Bu süreçte Kalıtsal Doğa bedensel kimya ile faklı şekillerde
iletişimde bulunuyor. Ani şifalardan Kalıtsal Doğa sorumludur. Şimdi bu
tür iyileşmelerin nedenini biliyorsunuz. Yoksa bunun beyinden mi
kaynaklandığını düşünüyordunuz? Nasıl oluyor da bir insan bir gecede
iyileşebiliyor? Fiziksel beden bu kadar dengesiz bir durumdan tek gecede nasıl
kendini temizleyebiliyor? Dokular nasıl bu kadar hızlı yenilenebiliyor? Bunlar
hastanelerde sayısız defalar gözlemlenmiş durumlar. Bu hastaların röntgenleri
çekildi, gelişmeler doğrulandı, testler yapıldı. Tüm bunları normal olarak
değerlendirmek zor. Spiritüel olanlar için bunlar birer mucize. Bilimsel
zihinler için ise açıklaması olmayan sıradışı durumlar. Ancak işin hoş yanı tüm bunların aslında
açıklanabilir olması. Bunlar Kalıtsal Doğa’nın işi! Sizi hayatta tutan kendi
bedeniniz. Bu çok kutsal, mucizevi yedekleme sistemi.
İşte siz böyle bir güce sahipsiniz. Kalıtsal Doğa fiziksel
beden ile bağlantı kurmaya başladığında insan olarak bildiğiniz varlık yok
olacaktır. Onun yerini alacak olan varlık ise çok daha uzun bir ömüre sahip
olacak, kendini onarabilecek, hatta kaybettiği uzuvlarını yeniden üretebilecek.
Zaten bu şekilde tasarlanmıştı, sevgili dostlar, ve artık siz de bunları fark
etmeye başlamalısınız.
Kalıtsal Doğa’nın eski
enerji programları
Artık Kalıtsal Doğa’nın ne olduğunu öğrendiğinize göre onun
geçmişteki programlanma şekline değinebiliriz. Birinci Kryon kitabında (1993) Kalıtsal
Doğa’nın sorumlu olduğu bir şeyden söz ediyorum. Şöyle demiştim: “Karmanızı
bırakma zamanı geldi.” Karma, geçmiş yaşam deneyimleriniz nedeniyle
biriktirdiğiniz enerjinin, perdenin diğer yanından, bedeninize yüklenmesidir.
Bu bitmemiş meselelerin enerjisidir. Karma budur. Gerçektir ve eski enerjide
buna ihtiyaç vardı.
Karma DNA’dadır ve onu Kalıtsal Doğa yönetir. Yani ben size
karmanızı bırakın dediğim zaman, bedeninizle ve hücrelerinizle konuşun
demiştim. Bunu yaparken şunu söyleyin: “Geçmişin enerjisiyle işim bitti. Eski
karmamı bırakıyorum. İleriye yöneliyorum.” Bunlar fiziksel benlikten Kalıtsal Doğa’ya giden köprüden geçmek için benim
sizlere verdiğim ilk talimatlardı. Sizlere saf niyetinizi kullanmanızı
söylemiştik.
Hücesel dönüşüm
kendiliğinden gerçekleşmez
Saf niyet hücrelerinize o kadar saf bir şekilde seslenir ki
beden bunu gerçek olarak algılar ve buna göre hareket eder. İşte Karma bu
şekilde bırakılır. Sizi patron olarak algılar, zaten öyle olması da gerekir, ve
ona göre davranır. Şimdi o yıllarda sizlerle paylaşmadığım, ama artık zamanı
geldiği için bilmenizi istediklerime gelelim. Ancak çok iyi anlamanızı
istediğim için önce mantığını açıklayacağım. Bedendeki programlama, ne olduğu
fark etmeksizin, tamamen özgür seçim tarafından yönetilir. Beyninizdeki hayatta
kalma talimatlarına uyup uymamak sizin seçiminizdir. Bu mesajın gerçek
olduğuna inanıp inanmamak konusunda özgürsünüz. Bu nedenle yeni enerjideki ezoterik seçimler bedeninizde
kendiliğinden devreye girmez. Özgür seçim, Kalıtsal Doğa’yı yeni enerjiye doğru
yönelmesi için İlahi Bilincinizi kullanmanız gerektiğini ifade eder. Eski ruh, karmaya
ihtiyaç duyulmayan yeni bir enerjiye girerken Kalıtsal Doğa’nın onu
kendiliğinden bırakacağını mı sanıyordun? Yanılıyorsun! Kalıtsal Doğa
talimatınızı beklediği için bilinç dönüşümünüz DNA’nıza programlanmıyor. Özgür
seçim bu işte!
Şimdi iyi dinleyin, çünkü bugünkü dersinize geldik. Kalıtsal
Doğa, akıllı yapısına rağmen, yeni bir talimata kadar eski işleyişini
sürdürecektir. Kalıtsal Doğa’yı yeniden programlamanız gerekiyor, çünkü eski
enerjiye saplanmış durumda. O tüm insanlık geçmişiniz boyunca sizinle hep aynı
şekilde çalıştı. Belli şeyleri belli bir şekilde yapmak üzere tasarlanmıştı,
ama şimdi bunları değiştirme zamanı geldi. Bu değişimin anahtarı bilinciniz.
Hep öyleydi ve hep öyle de olacak. Özgür seçiminiz benim Kalıtsal Doğa Talimatnamesi
olarak adlandıracağım yapıyı yeniden programlamak için gerekli. Evet, karmanızı
bırakmanız size yeni enerji için verdiğim ilk talimattı ve sıra yeni talimata
geldi.
Bedeninizdeki Kalıtsal Doğa’yı hemen şimdi yeniden
programlayın! Bu progamlamayı özgür, bilinçli niyetinizle yapacaksınız, son
derece kolay. Bilinciniz, saf niyetiniz sayesinde, beden dönüşümlerini gerçekleştiren
güç. Zaten kimyanızı değiştirebileceğinizi ve bedeninizi iyileştirebileceğinizi
biliyorsunuz, Kalıtsal Doğa ile iletişim kurmak bunun anahtarı. Şimdi iş biraz
karmaşık hale geliyor. Eski programın ne olduğunu birazdan anlatacağım.
İçinizdeki güç
Şu şekilde yapılıyor: Kalıtsal Doğa ile sanki en yakın
arkadaşınızmış gibi konuşmalısınız. Sanki karşınızda canlı kanlı bir insan
varmış gibi. En yakın arkadaşınızla sohbet ederken, anlattıklarınızı döne döne
tekrar eder misiniz? Hayır. Elbette dostunuzun sizi dinleyecek ve anlayacak
kadar akıllı olduğunu baştan kabul edersiniz. İşte Kalıtsal Doğa’yı da bu
şekilde kabul etmeniz gerekiyor. Kalıtsal Doğa sizin akıllı bedeniniz ve onun
düşünme biçimini yeniden programlayarak spiritüel devamlılığınızı güvence altına
alabilirsiniz. Çünkü Kalıtsal Doğa henüz yeni enerji eşiğini geçmedi.
Bilinciniz bu yeni enerjiye geçti, ama eski, orjinal hücre yapınız geçmedi.
Yeniden ayarlanma, sevgili dostlar, kendiliğinden gerçekleşmiyor.
Eski ruh, anlamanız gereken bazı noktalar var. Sizce Kalıtsal
Doğa’nın tüm geçmiş yaşamlarınızı bilmesine rağmen sizin bunlardan habersiz
olmanız garip değil mi? Başarılı bir sisteme yakışır mı bu? Daha fazla bilgiye
sahip olmak istemez miydiniz? Geçmiş yaşamınızda kazandığınız ve bugün tekrar
kullanmak isteyebileceğiniz hangi enerjilerinizin olduğunu bilmek istemez
miydiniz? Bu konuya değinmiştik daha önce.
Bilincinizin özgür seçimiyle Kalıtsal Doğa ile iletişim kurduğunuzda
Akaşık kayıtlarınıza ulaşabilirsiniz. Kas testleri, beden seslerini dinleme,
bedenle sohbet, olumlamalar, şifre çözme tüm bu çabalarınız Kalıtsal Doğa ile
işbirliği yapmadığınız sürece boşa gider, beyninin fiziksel mantığını
atlatamazsınız. Bu potansiyeli tam olarak kavrayabilmek için yaşadığınız
gerçeklikte düşünce biçiminizi değiştirmeniz gerekiyor ve sizler içinizdekileri
değiştirebilmek için sayılara, tekrarlara ve diğer lineer kavramlara
alışıksınız. Oysa artık durum değişti.
Şimdi yeniden programlamanız gerekenlerin ne olduğuna
bakalım. Kalıtsal Doğa’nın en önemli sorunu ne onu görelim.
Bedeninizi yeniden
programlamak
Birincisi: karmanızı bırakın. Evet tekrar ediyoruz, çünkü en
önemli konu bu. Sizleri sürekli rahatsız eden, kişiliğinizin zayıf noktası ne,
sevgili dostlar? Bir türlü anlayamadığınız, ama peşinizi bırakmayan şey ne?
İşte söylüyorum: eski enerji! Ve ona gelecekte yer yok. Kurtulun ondan! Kalıtsal
Doğa ona ne derseniz onu yapacaktır. Eğer spiritüel mantığı kavrarsa
işbirliğine hazır hale gelir, çünkü bu kanallık bilgisini o da sizinle birlikte
algılıyor. Sizin bildiğinizi o da biliyor. Kalıtsal Doğa’nızı değiştirebilecek
bilinç şalteri sizsiniz.
İkincisi: Kalıtsal Doğa’nın birincil talimatını değiştirin. Kalıtsal
Doğa’nın ana görevi olduğu halde bugün artık hiçbir önemi kalmamış olan ne?
Hemen açıklayacağım ve bugüne kadar yapılmış olan açıklamaların en
önemlilerinden biri olacak bu. Sevgili dostlar, reenkarnasyon adı verilen ve şu
anda bu gezegende ruhsal ilerlemenin ana makinesi olan bir sistem var. Bir ömür
boyu yaşıyorsunuz, belli şeyler deneyimliyorsunuz ve ölüyorsunuz. Gezegene
yeniden doğduğunuzda DNA’nızla ve Akaşik kayıtlarınızla geçmiş yaşamınızın
bilgeliği de sizinle geliyor. Her yaşamınız ile bilgelik dağarcığınız artıyor.
Sizler bunu kullanıp kullanmamakta özgürsünüz. Ama bu bilgelik her doğduğunuzda,
yeni bir potansiyel olarak, mutlaka sizinle dünyaya geliyor.
Eski bir ruh yeni bir ruha kıyasla çok daha zengin ruhsal
bilgeliğe sahiptir. Buraya kadar anlaşılmayan bir şey yok değil mi? Sizler, eski
bir ruh olarak, görmüş geçirmiş kişilersiniz. Gezegendeki acemilere bakın. En
basit şeyleri bile kavramakta zorlanıyorlar! Burada koltuklarında oturanlar
yaşadıkları her hayatla kütüphaneler dolusu bilgelik topladılar. Sizler eski
ruhlar olduklarınızı biliyorsunuz. Peki sizce Kalıtsal Doğa tüm bunlarla ne
yapıyor?
Kalıtsal Doğa’nın
eski programı
İşte Kalıtsal Doğa’nın işleyişini ve eski sistemin
işleyişini açıklıyorum. Hazır mısınız? Ölüm. Mezun olabilmek, bilgelikte
ilerleyebilmek ve bir sonraki yaşamınızda daha yüksek ruhsal bilince geçebilmek
için kısa ve verimli bir ömre ihtiyacınız vardı. Sonra o bilgelikle yeniden
doğuyordunuz. Öğrenme döngüleri hızlandıkça gezegenin daha yüksek bir titreşime
ulaşma, ruhsal evrimde ilerleme, eyilimi artar. Varmak istediğimiz noktayı
görebiliyor musunuz? Kalıtsal Doğa sizin ömrünüzü kısa tutmak için programlandı.
Ne sistem ama! Buradaki mantığı kavramanız çok önemli. Eski bilinçte bu bir tür
“aydınlanma makinesi” gibi görev yapıyordu . Her şey eski ruhların geri dönmesi
üzerine kuruluydu. Önce deneyim toplasınlar ve bilgeliklerini artırsınlar,
sonra da tekrar gezegene döndürüp bu birikimlerini kullansınlar isteniyordu.
Bu arada eski enerjide güncel bilgelik gezegen ızgarası
tarafından algılanamıyor ve kullanılamıyordu. Bu bilgeliğe erişim ancak yeniden
doğmakla ve DNA aracılığıyla olabiliyordu üstelik bu yolla bile sadece üçte
birine ulaşılabiliyordu.
Sonra, 2012 yılında, birden eşiği (gündönümlerinin sapması
ölçüsünde) geçtiniz ve kadim kehanetlerin bildirmiş olduğu bir bilinç
kademesine ulaştınız. İşte, sevgili dostlar, bu sayede buradayım! 25 yıl önce
buraya geldiğimde bir seçenek olarak gördüğümüz bu güce ilk defa ulaşabildiniz.
DNA’nız dönüşmeye başladı.
Kalıtsal Doğa’ya sahip olduğunuz bilgeliği aktarmak için
ölüm sürecinden geçmenize gerek kalmadığını bilmenizi istiyorum. Artık yeni bir
uygulama söz konusu ve bu, bugüne kadar size uygulananlardan çok farklı. Şimdi
hem güncel bilgileriniz gezegenin ızgarasına işlenebiliyor, hem de başlangıçtan
bu yana öğrendiğiniz her şey. Sizin tüm Akaşik bilgeliğiniz ve deneyimleriniz
bir anda yerkürenin enerjisine açıldı hem de güncel haliyle.
Artık sürekli olarak yeniden doğmanız gerekmiyor. DNA’nızın
yetkinliği arttıkça burada kalarak da aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Oran olarak
%36’ya (numerolojiye dikkatinizi çekerim)ulaştığınızda işlem tamamlanır. O
andan itibaren burada kalma imkanına kavuşursunuz-hem de çok uzun bir süre!
Sevgili dostlar, Kalıtsal Doğa bunu bilmiyor. Binlerce yıldır bu gezegenin
ruhsal gelişimini kısa ömürlerle ilerletmiş olan Kalıtsal Doğa’nın bunu öğrenmesi
gerek ve bunu ona bildirecek olan da sizsiniz. Bundan böyle gezegenin evrimi
için ömürlerin uzaması çok önemli.
Her doğduğunuzda büyüyene kadar beklemek yerine var olan
ömrünüzde daha fazla başarabileceğinizi söylememiz sizce de mantıklı değil mi?
Kalın burada!
Elbette yerkürede pek çok kişi: “Bu çok aptalca. Doğacaksın
sonra o şekilde kalacaksın” diyerek itiraz edebilir. Ama bu eski, tutucu bir
anlayış. Bedeninizdeki hemen hemen her şeyi yeniden programlayabilirsiniz. Pek
çoğunuz kişiliğinizi baştan aşağıya değiştirdiğinin farkında, hatta insan
doğanız bile değişti. Fiziksel beden yapınız bile değişti. Bunu okuyanlar
arasında yaşlanmayı durduranlar var ve zaten asıl konu bu anlattıklarımızın
gerçek olduğunu kanıtlıyor bunlar.
Bugün bildiğiniz şekildeki yaşlanma sürecini durdurmak için Kalıtsal
Doğa’yi yeniden programlamanız yeterli. Bedeniniz yaşlanmak amacıyla
tasarlandı. Hücresel yapınız aslında kendini yenileme özelliğiyle
tasarlanmıştı, ama bunu başarılı olarak yaptığı söylenemez. Anlayabiliyor musunuz?
Kalıtsal Doğa bunu değiştirebilir, ama bunu yapabilmesi için bir işarete
ihtiyacı var. Bu işaret sizin özgür seçiminizdir ve bu işareti sizin adınıza ne
bir aracı, ne bir şifacı ne de kanallık yapan bir kişi verebilir. Bu işareti
sadece siz verebilirsiniz. Kalıtsal Doğa ile nasıl iletişim kuracağınızı SİZİN
öğrenmeniz gerekiyor.
Kalıtsal Doğa’ya şunu söyleyin: “Bundan böyle ruhsal gelişimim
için ölmem gerekmiyor.” Bunu nasıl söyleyeceğiniz size kalmış. İyimser
olumlamalar oluşturmayı öğrenin. Karşınıza çıkan her türlü uygulamayı
değerlendirerek bedeninizle iletişime geçin. Artık akıllı bedenle iletişim
kurabilirsiniz.
İşin en güzel yanı şu: Kalıtsal Doğa’yi ikna etmenize gerek
yok. O zaten biliyor. O sizden bu işareti bekliyor. Bilincinizdeki ilerlemeyi
fark ettiği anda iş tamamdır. Bunu duydunuz değil mi? Kalıtsal Doğa sizin kim olduğunuzu
biliyor! Akıllı beden ne de olsa! Ama siz işareti verene kadar uyanmaz.
Yeni ve gelişmiş ruhsal evrim yolunu gördüğü anda ise sizinle
işbirliği yapmaya başlar. Bunun sonucunda ömrünüz çok daha uzun olabilir. Şimdi
bazılarınız şöyle diyebilir:” Bunu isteyip istemediğimden pek emin değilim.”
Bunlar yaşlılığı sağlık sorunlarıyla eşdeğer tutan eski bir düşünce kalıbına
takılmış olanlar. Oysa öyle olmak zorunda değil. Şuna ne dersiniz? Hem
yaşlanmayın hem de sağlıklı kalın! (Kryon gülümsüyor)Gençlik öyle karmaşık bir
şey değil! Sevgiyle dolup taşıyor mu? Evet. Yeni mi? Evet. Ayrıca çok iyi
çalışacak kadar da akıllı.
Sevgili dostlar, sizlere bugüne kadar insanlığa açıklayamadığım
bir bilgi verdim ve bunu bu gece ilk defa sizler duydunuz. Bu bilgilerin size
açıklanabilmesi için önce 2012 enerjisine ulaşmanız ve 2013’den 2014’e
ilerlemeniz gerekiyordu. Artık gerçeği öğrenebilirsiniz. Size bildirilenden çok
daha fazlasını kontrol etme gücüne sahipsiniz. Evet çok güçlüsünüz. Gücünüzü
göreceksiniz ve gördükçe inanacaksınz. Hepiniz benzersizsiniz ve her biriniz Kalıtsal
Doğa’yı farklı bir şekilde devreye sokacaksınız, çünkü her biriniz benzersiz
bir ruhsal yolda ilerliyorsunuz. Sevgili dostlar her birinizi gayet iyi
tanıyorum.
Bu gezegenin eski ruhları, uyanın! Yeni bir sürece, yeni bir
yaşama şekline uyanın. Ömrünüzü iki katına çıkarabilirsiniz, hatta daha da
uzatabilirsiniz! Etrafınızda olup biten sizi korkutmasın. Aranızda bunlara karşı
çıkanlar olacaktır ve onlar bunu yapamayacaktır. Onlar bunları kavramakta aciz.
Hatta sizler yaşlanmayınca onlarla aranızdaki fark onları korkutacaktır. Ama bu
zamanla değişecektir, çünkü tüm insanlık bu gece açıkladıklarımın gerçek
olduğunu er geç anlayacaktır.
Ve öyledir.
Kryon
Lee Carol Kimdir?
Ekonomi eğitimini tamamladıktan sonra 30 yıl boyunca başarılı bir iş hayatı olan Caroll kitaplarında 1989 yılından itibaren “perdenin
diğer yanındaki” Kryon adındaki bir varlığın kanallığını yapmaya başladığını
anlatıyor. İlk kitaplarında Kryon’u “manyetik hizmetten” gelen ve görevi
yerkürenin manyetik ızgarasını yeniden düzenlemek olan bir varlık olarak tanıtıyor.
Bu düzenlemenin değişen spiritüalite eyilimleri ve insanlığın yeni ödevleri
nedeniyle gerekli olduğunu belirtiyor. Sonraki kitaplarında ise Lee Caroll
kanallığını yaptığı Kryon’u Kaynak’tan (veya Merkezi Güneş’ten) gelen ve “başlangıçtan
bu yana” yerkürede bulunmuş olan, Başmelek Mikael “ailesinden” bir varlık
olarak tanımlıyor. Bu “yeni çağ” tanımının ötesinde bu kanallığın çok daha
derin felsefi ve spiritüellik ötesi bilgiler içerdiği de söylenmekte. Caroll bu
bilgilerin ister basılı veya ister internet ortamında olsun insanlara “daha
yüksek titreşimlere” erişmeleri konusunda yardım ettiğini ve hem zihinsel hem ruhsal
hem de fiziksel evrimlerini hızlandırdığını bildiriyor.
Caroll tarafından yapılan Kryon kanallıklarını içeren
kitaplar şu konuları işliyor: birlikte yaratma, ruhsal sözleşmeler, karmik
izler, karmik aşılar, insan DNA’sındaki manyetik iplikler, karmik gruplar, eşzamanlılık
ve aydınlanma. Kitaplarında ele alınan konulardan biri de 2012 geçişi. Lee
Caroll’un aktardığı Kryon mesajına göre 2012 geçişi bilinçötesinde, arketip
enerji boyutunda gerçekleşti ve insanlığın kolektif bilincini yepyeni
potansiyellere açtı. Kryon’un yerküre ile ilgili mesajları ise gezegenin kendine
özgü bir bilince sahip olan canlı bir varlık olduğunu ve insanlarla iş birliği
yaptığını aktarıyor. Yerküre ile insanlar arasındaki ilişki ise “manyetik alan”
iletişimi sayesinde sürüyor.
Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Lee_Carroll