2/26/2015

Egonuzun açıklarını nasıl yakalarsınız?


Ego nasıl fark edilir? Ruhsal yolculuğunuz sırasında karşınıza nasıl tuzaklar çıkabilir? Alınganlık ve öfke neden kaynaklanır? Ben imajı nedir? Neden savunmaya geçeriz? Spiritüellik bir imaj mıdır?

Eckhart Tolle cevaplıyor: 3 Haziran 2014 konuşmasından alıntı

Tüm öğretiler aslında sadece birer yönlendirme işaretidir. Bu nedenle herhangi bir öğretiyle özdeşleşmenize gerek yok. Spiritüel yolculuğunuz sırasında bu tür tuzaklar karşınıza çıkabilir. Belli bir öğretiyi benimsediniz varsayalım. Örneğin birisi "Budistim" diyor, bir başkası "Sufiyim" diyor sonra birisi çıkıyor Budistim diyene "ben Zen Budistim, sen Terravadasın, Zen daha üst bir öğreti" diyebiliyor. Yani bazı imajlar devreye girebiliyor. Bunlarla kendinizi özdeşleştirirseniz onlar karşınıza engel olarak çıkabilirler. 

Ego ruhsal yolculuğunuzun herhangi bir aşamasında karşınıza dikilebilir. Ego burada zihninizde sizin kim olduğunuzu tamımlayan yeni bir imajın oluşmasını sağlar. Ego kendini açık seçik belli etmez, onu ancak karşılaştırmalarla deneyimleyebilirsiniz, çünkü ego kendisini kıyaslamaya bayılır. Kıyaslama aslında doğrudan egonun hizmetindedir.Ego sürekli olarak kendini başkalarıyla gizliden gizliye karşılaştırır ve kendini içinizdeki aşağılık duygusu veya üstünlük duygusuyla belli eder. Her iki hal de egodur. Evet, “ben o kişi kadar iyi değilim, bilgili değilim, yetkin değilim” duygusu egodan kaynaklanır, “ben o kişiden daha spiritüelim, ondan çok daha uzun süredir bu konuda çalışıyorum, benim eğitim verme şeklim o kişiden daha iyi” düşünceleri ise üstünlük egosunun etkisidir. Hatta kendinize spiritüel bir imajı uygun gördüğünüzde egonun sahneye çıkmasına zemin hazırlamış olursunuz.

Kendinizi spiritüel olarak nitelendirmeniz, spiritüel bir hayat sürmeye çalışmanız da bir ego tuzağıdır. O zaman giderek bilinçsizleşirsiniz, çünkü ego bilinçsizliğe yöneltir. Düzenli olarak meditasyon yapmaya devam etseniz bile, kendinizi belli bir imajla özdeşleştirdiğiniz için, içinizden “yok sen o kadar spiritüel değilsin” diyen sesler yükselmeye başar. Bunları bir kenara itmeye başlarsınız. Örneğin öfke artık ben imajınıza uygun değilse, kenara itersiniz. Oysa kenara itmeye çalıştığınız öfke giderek daha kabarır, tıpkı tenceredeki su kaynadığında kapağını itmeye başlaması gibi, bir süre sonra zapt edilemez hale gelir. O zaman da ya ani bir öfke nöbetine yakalanırsınız ya da derin bir depresyona girersiniz. Hristiyanlar örnek bir hayat sürmek için çok çaba göstermişlerdir. İnançlı bir Hristiyan imajına uygun olmayan ne varsa kenara itmek için çabalamıştır, ama bunu sonsuza kadar yapmak mümkün değildir. Mutlaka bir noktada geri teper ve tüm gücüyle kendini hissettirir. Bu geri tepme öfke patlaması, endişe, depresyon, karanlık duygular şeklinde olabilir.

Oysa var olmak ben imajlarından arınmış olmaktır, çünkü aksi halde zihin devrededir ve sizi sürekli şartlamakla uğraşır. Size kim olduğunuzu teyit eden imajlardan arınmalısınız. Zaten böyle bir şeye ihtiyacınız da yok. Onun için hep hayvanların eşsiz birer öğretmen olduğunu söylerim, çünkü ben imajları yoktur. Onlar oldukları gibidir, kendileridir. Doğal ve anlık hareket ederler, hatta hayat onların aracılığıyla ifade bulur diyebiliriz. Elbette kendi biçimleri ile sınırlıdırlar, ama yine de kaynakla bağlantıları sıradan insanlardan çok daha güçlüdür, daha doğrudandır. İşte bu nedenle hayvanları izlemek çok yararlıdır, çünkü ben imajından arınmışlardır, sadece kendileridirler. Doğal haldedirler.

İşte bizlerin de tekrar dönmeye çalıştığı hal, Hindistan’da çok güzel ifade ettikleri gibi, doğal halimizdir. İnsanlığın çok uzun bir süre önce kaybetmiş olduğu doğal hali. İşte harika olan da bu sizler tekrar bu asıl halinize dönüyorsunuz. Yeni bir ben imajı oluştuğunda veya eski bir ben imajı tekrar kendi belli ettiğinde bunu fark edin. Onu görün. Her zaman kıyaslamaların farkında olun. Kıyaslama sadece egoya hizmet eder. Yani “daha iyi” veya “daha kötü” ifadelerine dikkate edin, bunlar egodur, çünkü bunlar sizin bir ben imajı aracılığıyla yaşadığınızın işaretidir. Alınganlık ve savunmaya geçme eğilimi egonun başka şekilleridir. Birisi sizin inandıklarınızı, sözlerinizi eleştirdiğinde veya sizin ben imajınızla özdeşleştirdiklerinizi sorguladığında verdiğiniz bu tepkiler egonun işidir. Savunmaya geçtiğiniz hallerinize dikkat edin. Her zaman bir imajı savunduğunuzu fark edin, çünkü doğal halinizin hiçbir savunmaya ihtiyacı yoktur. O saldırı ve yargı ötesindedir. Bu nedenle kendinizi gözlemleyin. Gözlemlediğinizde yani farkında olduğunuzda artık o bilinçsizlik halinin tutsağı olmaktan kurtulursunuz. Belli bir ben imajının zihninizde belirdiğini ve sizin bununla kendinizi özdeşleştirdiğinizi fark ettiğinizde, işte o anda, içinizdeki koşulsuzluk devreye girer. Birden uyanırsınız. Belli bir görüşünüz nedeniyle savunmaya geçtiğinizi gözlemlerseniz, bu spiritüel bir konu bile olabilir, çünkü o görüşle kendinizi özdeşleştirmişsinizdir. Yani zihninizde bir ben imajı oluşmuştur ve savunmaya ihtiyaç duyan budur. Burada “Course in Miracles(mucizler kursu)” kitabındaki bir ifade aklıma geldi, kitaptaki harika açıklamalardan bir tanesi: Herhangi bir konuda savunmaya geçtiğiniz her seferinde kendinizi bir ilüzyonla özdeşleştirdiğinizi bilmelisiniz.

Eckhart Tolle kimdir?
Eckhart Tolle yazdığı kişisel gelişim ve spiritüel konulardaki kitapları ile ünlenmiş bir yazardır. “Şimdinin Gücü” Eckhart Tolle’nin yazdığı ve 33 dile çevrilen en ünlü kitabı.  Eckhart Tolle meditasyon eğitimleri veriyor. Acı bedeni ve ego ile ilgili konulara ağırlık veriyor. Ayrıca anda yaşamayı öğretiyor. Eckhart Tolle’ye göre anda yaşamak hayatınızı her bakımdan daha iyi hale getirmenizi sağlıyor. Buna başka insanlarla kurduğunuz ilişkilerin iyileştirilmesi olduğu kadar depresyon ve kaygı gibi zihinsel sorunların iyileştirilmesi de dahil.
   
Course in Miracles/Mucizeler Kursu nedir?
Bu Helen Schucman tarafından yazılmış olan ve William Thetford’un edit ettiği bir kitaptır. Konusu kişisel bir ruhsal dönüşüm incelemesidir. Üç bölümden oluşmuştur: Metin, Ders Notları ve Öğretmenler için El Kitabı. 1965-1972 yılları arasında yazılmış olan bu kitap önce fotokopiler olarak dağıtılmış 1976 yılında ise kitap olarak basılmıştır.

Çeviri: Özden Öke


Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=Tw9w8aRbC5M&list=FLIBWqNB3ARb830x807R1dTQ&index=5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder