1/24/2015

DNA'nızı programlayın ve hücresel dönüşümü başlatın!


DNA nasıl çalışıyor? Ezoterik DNA nedir? Hücrelerinizi nasıl programlayabilirsiniz? Yaşlanmayı nasıl durdurursunuz? Yaşama sürenizi nasıl 2 katına çıkarırsınız? Karmanızı temizlemenin yeni yöntemi nedir? Yeni enerjiye bedeninizi nasıl ayarlarsınız? Fiziksel devamlılık ve ruhsal devamlılık nedir?

Canlı Kryon celsesi, Portland Oregon 22 Kasım 2014, Lee Carol kanallığı

Kalıtsal Doğa (Innate) ile ilgili açıklama
Selamlar sevgili dostlar, ben Manyetik Hizmetten Kryon. Bu akşam sizlere çok önemli bir sistem hakkında daha önceki açıklamalarımızdan farklı bir şekilde bilgi vermek istiyorum. Bu bilgilere “Kalıtsal Doğa hakkında ilk bilgiler” diyeceğiz. Bu konuda daha önce farklı kanallıklar yapmıştık, bunlardan birinin başlığı “Gizemli Kalıtsal Doğa” idi . Buna ek olarak bedenlerinizle ilgili bazı özelliklerden söz etmiştik. Bu akşam ise bu konuya daha fazla eğilmek istiyoruz.

Muhteşem Kalıtsal Doğa
Sevgili dostlar, bedeninizdeki bir işleyişten söz etmek istiyorum. Bu işleyişin gizemi sadece 3 boyutluluk içinde algılanamadığından kaynaklanmıyor, aynı zamanda öylesine belli belirsiz ki tanımlanması çok güç. Ama sizi siz yapacak kadar size özgü. Şimdi şu soru aklınıza gelebilir: “Kryon içimde olan birşeyi bilmemem mümkün mü?” İşte size cevabım: DNA’nız tam kapasiteyle çalışmıyor ve konumuz da bu. Bilinciniz bedeninizde çalışmakta olan birtakım şeylerin gerçekliğine henüz ayarlı değil. Ama bu sonunda gerçekleşecek çünkü insanlığın yeniden ayarlanma süreci evrimleşmiş bir ruhu da kapsıyor. Bu celsede bu konuya biraz daha gireceğiz.
Önce Kalıtsal Doğa’yı tanımlayalım: Kalıtsal Doğa’yı bu kadar gizemli yapan onun bir beyin fonksiyonu olmamasıdır. Ayrıca bedendeki merkezileştirilmemiş belki de tek sistemdir. Bu nedenle kavramakta zorlanıyorsunuz. Bu sistem henüz keşfedilmemiş olduğu için onu tıp bilimi de tanımıyor. Oysa hep göz önünde ve defalarca görülmüştür.
DNA’nızı açıklamak çok zor. Bedeninizdeki trilyonlarca DNA molekülü sürekli birbiriyle iletişim içinde. DNA’nın işleyişi bunu gerektiriyor. Bedeniniz ne tür hücrelere nerede ihtiyaç duyduğunu nasıl biliyor? İşte doğum anınızda tüm bunlardan sorumlu olan Kalıtsal Doğa’dır. Yani aslında DNA bir tür ezoterik merkezi kontrol sistemidir diyebiliriz. Bu trilyonlarca DNA parçasının etrafında bulunan ve kendini bir varlık olarak bilen bir alan. Tüm DNA bu alan sayesinde bir sistem olarak birlikte çalışır ve bu sistemin adı Kalıtsal Doğa’dır. Yani bunu bedeninizdeki DNA hücrelerinin bir oluşumu olarak düşünebilir ve onu akıllı beden veya Kalıtsal Doğa olarak adlandırabilirsiniz. Bedeninizde Kalıtsal Doğa’yı yöneten belli bir organ veya bez yok. Bedenin her bir bölümü bu akıllı beden sistemiyle ilişki içinde.
Her ne kadar belirsiz olsa da aslında Kalıtsal Doğa ile bedensel çözümler bulmayı biliyorsunuz, hatta kas testlerine veya kinesiolojiye baş vurabiliyorsunuz. Pek çok farklı yöntem var-bedeni dinleme, beden dili, şifre çözme veya benzeri. Tüm bunlar bizim akıllı beden geri bildirimi olarak nitelendirdiğimiz yöntemlerdir. Akıllı bedenin size anlatmak istediklerini çözmek için başvurduğunuz başarılı uygulamalardır bunlar. Bu işlemleri gerçekleştirenler bedenin “akıllı alanı” ile konuştuklarını çok iyi bilirler. Bu alan DNA’y bir bütün olarak temsil eder, bir organ, bir bez veya beyinle sınırlı değildir.

Kalıtsal Doğa akıllı bir yedekleme sistemidir
Kalıtsal Doğa hakkında sizlere iletmek istediğimiz ilk bilgi şudur: bu bedenin tümünü kapsayan bir sistemdir ve sinir sisteminizin veya beyin sisteminizin bilebileceğinden çok daha fazlasını “bilir”.
Kalıtsal Doğa her yerdedir. Ayağınızdaki tırnakta ve saçınızdaki teldedir. DNA’nın olduğu her yerdedir  ve DNA’nın her şeklindedir. Benzersizdir ve size özeldir.
Size daha önce de söyledim, tıp bilimi bunu devamlı görüyor, ama anlamıyor. Bunu bir örnekle açıklayacağım. Bir insanın omuriliği kaza sonucu hasar görürse, sonsuza kadar hasarlı kalıyor. Buna daha önce değinmiştik ve sizlere şu soruyu sormuştuk: “Sizce omurga sinirlerinin tekrar bağlanmamaları ve yeniden büyümemeleri garip değil mi?” Bedendeki diğer her şey kendini yenilemeye programlı, ama bedenin bu bölgesindeki hücreler iyileşemiyor. Hasar görmüş bir uzuv iyileşebiliyor, ama omurilikteki sinirlerin tekrar işlev kazanması çok zor. Hatırlarsanız sizlere bu sinirlerin iyileşeceği bir dönemin geleceğini söylemiştik ve bunun yaklaşmakta olan “evrimleşmiş insan”ın bir parçası olduğunu anlatmıştık. Ama isterseniz şimdiki duruma dönelim.
Şimdi boyundan aşağısı felçli bir insanı tanıdığınızı veya gördüğünüzü varsayalım. Bu insan bir sandalyede oturuyor ve başı dışında hiçbir yerini oynatamıyor. Peki nasıl oluyor da omurilikte bulunan ve hareketi sağlayan sinirlerin bağlantısı koptuğu halde beynin sinyalleriyle çalışan bedenin bölümleri işlevlerine devam edebiliyor? Beynin kalp atışlarını düzenlediği bilindiği halde kalp kasları bu kopmaya rağmen nasıl atmaya devam edebiliyor?
Bilim kalbin çalışmaya devam etmesine bir cevap bulmuş olabilir, ama hazım da devam ediyor, üreme fonksiyonları da devam ediyor, boyunun atında kalan pek çok beden işleyişi devam ediyor. Hem de beyin sinyal göndermediği halde. Bu nasıl olabiliyor sizce? Tıp bilimi, kalbin çalışmaya devam etmesine oldukça iyi bir açıklama bulmuş, ne de olsa sürekli karşılaştıkları bir durum bu. Onlara göre kalp bağımsız çalışabiliyor, çünkü sinoatriyal düğümde bulunan özel hücreler kalbin kendiliğinden atmasını sağlıyor. Bu onların Kalıtsal Doğa tarifi. Aslında şahit oldukları son derece gelişmiş bir yedekleme sistemi.
Sizi canlı tutan da DNA alanının içindeki bu yedekleme sistemidir. Bedeninizin DNA alanı beyninizle bağlantı kuruyor ve bu sayede sinyaller kuantum (kablosuz) halde gönderilmeye başlıyor. Sinoateryal düğüm ise bu alan üzerinden aktarılan beynin iletilerini “algılayan” bir anten siniridir. Üstelik o kadar yetkin ki beyin öldükten sonra bile bir süre daha kalıpları “hatırlamaya” devam eder. Tıpkı yedek pil gibi. İşte Kalıtsal Doğa bu kadar güçlü.
Kuantum DNA alanınızın tüm bedeninizle her zaman bağlantı halinde olduğunu bilin, omurilik ile bağlantı koptuğunda bile bu bağlantı devam eder. Beyniniz sinyal göndermeye devam eder, DNA alanınız onları algılar ve kalp kaslarınıza ve hazım süreçlerinize iletir, ama diğer kaslar devre dışı kalır. Bu sıradışı durumu omurilik hasarlarında gözlemlediğinizde haklı olduğumu anlayacaksınız. Bu fenomeni kendiniz deneyimlemiş olacaksınız.
Kalıtsal Doğa, yani akıllı beden, beyin bağlantılarınız koptuğu zaman bile sizi canlı tutar. Kalıtsal Doğa çok akıllıdır, hatta hayati olarak tanımlayabileceğiniz beyinden bile daha akıllıdır. Beyin hayatta kalma ve var olabilme üzerine çalışan muhteşem bir bilgisayardır. Onun sayesinde buradasınız. Ancak o sandığınız kadar akıllı değildir. Örneğin kanınızda korkunç bir hastalığın dolaştığını anlamaktan acizdir. Ama Kalıtsal Doğal anlar.

Kalıtsal Doğa tektir
Artık DNA’nızı trilyonlarca şey değil de tek bir şeymiş gibi düşünmeye başlamalısınız. Bilim DNA’nın kendi içinde iletişim halinde olduğunu henüz keşfetmiş değil, oysa bedeninizi düzenleyebilmesi için bu iletişime ihtiyacı var. Size aktardığımız bilginin en güzel yanı şu: Fiziksel beden, yani beynin kontrol ettiği beden, Kalıtsal  Doğa’ya giden bir köprü oluşturmaya başladı. Bu köprü niyet sayesinde oluşacak ve bir süre sonra siz kendi kendinizin sezgisel doktoru haline geleceksiniz. Üstelik sadece bedeninizde olup bitenden haberdar olmakla kalmayacaksınız aynı zamanda Akaşik kayıtlarınızın enerjisine de vakıf olacaksınız.
Kalıtsal Doğa kendine has bir programa sahip. Bu programı yeni enerjiler nedeniyle artık çözmüş olmanız gerekiyor, çünkü bu programı yenileme zamanı geldi.

Hayatta kalma programı
İnsan beyni fizikselliğin devamı üzerine programlanmış, Kalıtsal Doğa ise spiritüelliğin devam üzerine programlanmış. Şimdi şu soru aklınıza gelebilir: “Aradaki fark ne?” Fiziksel devamlılık, hayatta kalma savaşını, yani sizi kovalayan bir kaplandan kaçabilmeyi, yiyecek ve barınak bulabilmeyi tanımlıyor. Size yaşamınızı sürdürebilmeniz için  bu tür sorunları çözebilecek bir mantık sunuyor. Spiritüel devamlılık ise bambaşka bir şey, son derece ezoterik. Bu çok daha geniş kapsamlı bir yaşamı sürdürme hali. İnsanlığın ruhsal evrimini ileriye taşıyor ve DNA’nızın daha yüksek bir derecede çalışmasını mümkün hale getiriyor. Bunu daha iyi açıklamama izin verin.
Kalıtsal Doğa kadim olanların bildiklerini biliyor. Büyük planı biliyor. Yüksek Benlik ile iletişim halinde. İnsanlığın, gezegensel mezuniyet konusunda karar verebilmek için, bu gezegende ne kadar zamanının kaldığını biliyor. Kalıtsal Doğa bunu biliyor, DNA’nız bunu biliyor. Kalıtsal Doğa’nın ana görevi ne? Sizin için elinden gelen ne varsa yapmak, özgür iradenize çeşitli seçenekler sunmak, farkındalığınızın artmasına zemin hazırlamak ve insanlığın devamlılık köprüsünden geçmesine yardım ederek aydınlanmış bir gezegene geçişi sağlamak. Bu onun başlıca görevi.
Spiritüel devamlılık yerkürenin evrimleşme eğilimini temsil eder ve her şey bunun etrafında tasarlanmıştır. Kalıtsal Doğa sizleri, bu özgür seçimler sisteminin izin verdiği ölçüde, mümkün olan her şekilde, spiritüel farkındalığa doğru iter. Kalıtsal Doğa budur. Burada büyük planı görebiliyor musunuz? Kendi potansiyelinize ulaşmanızı sağlayan içsel bir rehberlik sistemine sahip olduğunuzu görebiliyor musunuz?
Bu süreçte Kalıtsal Doğa bedensel kimya ile faklı şekillerde iletişimde bulunuyor. Ani şifalardan Kalıtsal Doğa sorumludur. Şimdi bu tür iyileşmelerin nedenini biliyorsunuz. Yoksa bunun beyinden mi kaynaklandığını düşünüyordunuz? Nasıl oluyor da bir insan bir gecede iyileşebiliyor? Fiziksel beden bu kadar dengesiz bir durumdan tek gecede nasıl kendini temizleyebiliyor? Dokular nasıl bu kadar hızlı yenilenebiliyor? Bunlar hastanelerde sayısız defalar gözlemlenmiş durumlar. Bu hastaların röntgenleri çekildi, gelişmeler doğrulandı, testler yapıldı. Tüm bunları normal olarak değerlendirmek zor. Spiritüel olanlar için bunlar birer mucize. Bilimsel zihinler için ise açıklaması olmayan sıradışı durumlar.  Ancak işin hoş yanı tüm bunların aslında açıklanabilir olması. Bunlar Kalıtsal Doğa’nın işi! Sizi hayatta tutan kendi bedeniniz. Bu çok kutsal, mucizevi yedekleme sistemi.
İşte siz böyle bir güce sahipsiniz. Kalıtsal Doğa fiziksel beden ile bağlantı kurmaya başladığında insan olarak bildiğiniz varlık yok olacaktır. Onun yerini alacak olan varlık ise çok daha uzun bir ömüre sahip olacak, kendini onarabilecek, hatta kaybettiği uzuvlarını yeniden üretebilecek. Zaten bu şekilde tasarlanmıştı, sevgili dostlar, ve artık siz de bunları fark etmeye başlamalısınız.

Kalıtsal Doğa’nın eski enerji programları
Artık Kalıtsal Doğa’nın ne olduğunu öğrendiğinize göre onun geçmişteki programlanma şekline değinebiliriz. Birinci Kryon kitabında (1993) Kalıtsal Doğa’nın sorumlu olduğu bir şeyden söz ediyorum. Şöyle demiştim: “Karmanızı bırakma zamanı geldi.” Karma, geçmiş yaşam deneyimleriniz nedeniyle biriktirdiğiniz enerjinin, perdenin diğer yanından, bedeninize yüklenmesidir. Bu bitmemiş meselelerin enerjisidir. Karma budur. Gerçektir ve eski enerjide buna ihtiyaç vardı.
Karma DNA’dadır ve onu Kalıtsal Doğa yönetir. Yani ben size karmanızı bırakın dediğim zaman, bedeninizle ve hücrelerinizle konuşun demiştim. Bunu yaparken şunu söyleyin: “Geçmişin enerjisiyle işim bitti. Eski karmamı bırakıyorum. İleriye yöneliyorum.” Bunlar fiziksel benlikten  Kalıtsal Doğa’ya giden köprüden geçmek için benim sizlere verdiğim ilk talimatlardı. Sizlere saf niyetinizi kullanmanızı söylemiştik.

Hücesel dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmez
Saf niyet hücrelerinize o kadar saf bir şekilde seslenir ki beden bunu gerçek olarak algılar ve buna göre hareket eder. İşte Karma bu şekilde bırakılır. Sizi patron olarak algılar, zaten öyle olması da gerekir, ve ona göre davranır. Şimdi o yıllarda sizlerle paylaşmadığım, ama artık zamanı geldiği için bilmenizi istediklerime gelelim. Ancak çok iyi anlamanızı istediğim için önce mantığını açıklayacağım. Bedendeki programlama, ne olduğu fark etmeksizin, tamamen özgür seçim tarafından yönetilir. Beyninizdeki hayatta kalma talimatlarına uyup uymamak sizin seçiminizdir. Bu mesajın gerçek olduğuna inanıp inanmamak konusunda özgürsünüz. Bu nedenle  yeni enerjideki ezoterik seçimler bedeninizde kendiliğinden devreye girmez. Özgür seçim, Kalıtsal Doğa’yı yeni enerjiye doğru yönelmesi için İlahi Bilincinizi kullanmanız gerektiğini ifade eder. Eski ruh, karmaya ihtiyaç duyulmayan yeni bir enerjiye girerken Kalıtsal Doğa’nın onu kendiliğinden bırakacağını mı sanıyordun? Yanılıyorsun! Kalıtsal Doğa talimatınızı beklediği için bilinç dönüşümünüz DNA’nıza programlanmıyor. Özgür seçim bu işte!
Şimdi iyi dinleyin, çünkü bugünkü dersinize geldik. Kalıtsal Doğa, akıllı yapısına rağmen, yeni bir talimata kadar eski işleyişini sürdürecektir. Kalıtsal Doğa’yı yeniden programlamanız gerekiyor, çünkü eski enerjiye saplanmış durumda. O tüm insanlık geçmişiniz boyunca sizinle hep aynı şekilde çalıştı. Belli şeyleri belli bir şekilde yapmak üzere tasarlanmıştı, ama şimdi bunları değiştirme zamanı geldi. Bu değişimin anahtarı bilinciniz. Hep öyleydi ve hep öyle de olacak. Özgür seçiminiz benim Kalıtsal Doğa Talimatnamesi olarak adlandıracağım yapıyı yeniden programlamak için gerekli. Evet, karmanızı bırakmanız size yeni enerji için verdiğim ilk talimattı ve sıra yeni talimata geldi.
Bedeninizdeki Kalıtsal Doğa’yı hemen şimdi yeniden programlayın! Bu progamlamayı özgür, bilinçli niyetinizle yapacaksınız, son derece kolay. Bilinciniz, saf niyetiniz sayesinde, beden dönüşümlerini gerçekleştiren güç. Zaten kimyanızı değiştirebileceğinizi ve bedeninizi iyileştirebileceğinizi biliyorsunuz, Kalıtsal Doğa ile iletişim kurmak bunun anahtarı. Şimdi iş biraz karmaşık hale geliyor. Eski programın ne olduğunu birazdan anlatacağım.

İçinizdeki güç
Şu şekilde yapılıyor: Kalıtsal Doğa ile sanki en yakın arkadaşınızmış gibi konuşmalısınız. Sanki karşınızda canlı kanlı bir insan varmış gibi. En yakın arkadaşınızla sohbet ederken, anlattıklarınızı döne döne tekrar eder misiniz? Hayır. Elbette dostunuzun sizi dinleyecek ve anlayacak kadar akıllı olduğunu baştan kabul edersiniz. İşte Kalıtsal Doğa’yı da bu şekilde kabul etmeniz gerekiyor. Kalıtsal Doğa sizin akıllı bedeniniz ve onun düşünme biçimini yeniden programlayarak spiritüel devamlılığınızı güvence altına alabilirsiniz. Çünkü Kalıtsal Doğa henüz yeni enerji eşiğini geçmedi. Bilinciniz bu yeni enerjiye geçti, ama eski, orjinal hücre yapınız geçmedi. Yeniden ayarlanma, sevgili dostlar, kendiliğinden gerçekleşmiyor.
Eski ruh, anlamanız gereken bazı noktalar var. Sizce Kalıtsal Doğa’nın tüm geçmiş yaşamlarınızı bilmesine rağmen sizin bunlardan habersiz olmanız garip değil mi? Başarılı bir sisteme yakışır mı bu? Daha fazla bilgiye sahip olmak istemez miydiniz? Geçmiş yaşamınızda kazandığınız ve bugün tekrar kullanmak isteyebileceğiniz hangi enerjilerinizin olduğunu bilmek istemez miydiniz? Bu konuya değinmiştik daha önce.  Bilincinizin özgür seçimiyle Kalıtsal Doğa ile iletişim kurduğunuzda Akaşık kayıtlarınıza ulaşabilirsiniz. Kas testleri, beden seslerini dinleme, bedenle sohbet, olumlamalar, şifre çözme tüm bu çabalarınız Kalıtsal Doğa ile işbirliği yapmadığınız sürece boşa gider, beyninin fiziksel mantığını atlatamazsınız. Bu potansiyeli tam olarak kavrayabilmek için yaşadığınız gerçeklikte düşünce biçiminizi değiştirmeniz gerekiyor ve sizler içinizdekileri değiştirebilmek için sayılara, tekrarlara ve diğer lineer kavramlara alışıksınız. Oysa artık durum değişti.
Şimdi yeniden programlamanız gerekenlerin ne olduğuna bakalım. Kalıtsal Doğa’nın en önemli sorunu ne onu görelim.

Bedeninizi yeniden programlamak
Birincisi: karmanızı bırakın. Evet tekrar ediyoruz, çünkü en önemli konu bu. Sizleri sürekli rahatsız eden, kişiliğinizin zayıf noktası ne, sevgili dostlar? Bir türlü anlayamadığınız, ama peşinizi bırakmayan şey ne? İşte söylüyorum: eski enerji! Ve ona gelecekte yer yok. Kurtulun ondan! Kalıtsal Doğa ona ne derseniz onu yapacaktır. Eğer spiritüel mantığı kavrarsa işbirliğine hazır hale gelir, çünkü bu kanallık bilgisini o da sizinle birlikte algılıyor. Sizin bildiğinizi o da biliyor. Kalıtsal Doğa’nızı değiştirebilecek bilinç şalteri sizsiniz.
İkincisi: Kalıtsal Doğa’nın birincil talimatını değiştirin. Kalıtsal Doğa’nın ana görevi olduğu halde bugün artık hiçbir önemi kalmamış olan ne? Hemen açıklayacağım ve bugüne kadar yapılmış olan açıklamaların en önemlilerinden biri olacak bu. Sevgili dostlar, reenkarnasyon adı verilen ve şu anda bu gezegende ruhsal ilerlemenin ana makinesi olan bir sistem var. Bir ömür boyu yaşıyorsunuz, belli şeyler deneyimliyorsunuz ve ölüyorsunuz. Gezegene yeniden doğduğunuzda DNA’nızla ve Akaşik kayıtlarınızla geçmiş yaşamınızın bilgeliği de sizinle geliyor. Her yaşamınız ile bilgelik dağarcığınız artıyor. Sizler bunu kullanıp kullanmamakta özgürsünüz. Ama bu bilgelik her doğduğunuzda, yeni bir potansiyel olarak, mutlaka sizinle dünyaya geliyor.
Eski bir ruh yeni bir ruha kıyasla çok daha zengin ruhsal bilgeliğe sahiptir. Buraya kadar anlaşılmayan bir şey yok değil mi? Sizler, eski bir ruh olarak, görmüş geçirmiş kişilersiniz. Gezegendeki acemilere bakın. En basit şeyleri bile kavramakta zorlanıyorlar! Burada koltuklarında oturanlar yaşadıkları her hayatla kütüphaneler dolusu bilgelik topladılar. Sizler eski ruhlar olduklarınızı biliyorsunuz. Peki sizce Kalıtsal Doğa tüm bunlarla ne yapıyor?

Kalıtsal Doğa’nın eski programı
İşte Kalıtsal Doğa’nın işleyişini ve eski sistemin işleyişini açıklıyorum. Hazır mısınız? Ölüm. Mezun olabilmek, bilgelikte ilerleyebilmek ve bir sonraki yaşamınızda daha yüksek ruhsal bilince geçebilmek için kısa ve verimli bir ömre ihtiyacınız vardı. Sonra o bilgelikle yeniden doğuyordunuz. Öğrenme döngüleri hızlandıkça gezegenin daha yüksek bir titreşime ulaşma, ruhsal evrimde ilerleme, eyilimi artar. Varmak istediğimiz noktayı görebiliyor musunuz? Kalıtsal Doğa sizin ömrünüzü kısa tutmak için programlandı. Ne sistem ama! Buradaki mantığı kavramanız çok önemli. Eski bilinçte bu bir tür “aydınlanma makinesi” gibi görev yapıyordu . Her şey eski ruhların geri dönmesi üzerine kuruluydu. Önce deneyim toplasınlar ve bilgeliklerini artırsınlar, sonra da tekrar gezegene döndürüp bu birikimlerini kullansınlar isteniyordu.
Bu arada eski enerjide güncel bilgelik gezegen ızgarası tarafından algılanamıyor ve kullanılamıyordu. Bu bilgeliğe erişim ancak yeniden doğmakla ve DNA aracılığıyla olabiliyordu üstelik bu yolla bile sadece üçte birine ulaşılabiliyordu.
Sonra, 2012 yılında, birden eşiği (gündönümlerinin sapması ölçüsünde) geçtiniz ve kadim kehanetlerin bildirmiş olduğu bir bilinç kademesine ulaştınız. İşte, sevgili dostlar, bu sayede buradayım! 25 yıl önce buraya geldiğimde bir seçenek olarak gördüğümüz bu güce ilk defa ulaşabildiniz. DNA’nız dönüşmeye başladı.
Kalıtsal Doğa’ya sahip olduğunuz bilgeliği aktarmak için ölüm sürecinden geçmenize gerek kalmadığını bilmenizi istiyorum. Artık yeni bir uygulama söz konusu ve bu, bugüne kadar size uygulananlardan çok farklı. Şimdi hem güncel bilgileriniz gezegenin ızgarasına işlenebiliyor, hem de başlangıçtan bu yana öğrendiğiniz her şey. Sizin tüm Akaşik bilgeliğiniz ve deneyimleriniz bir anda yerkürenin enerjisine açıldı hem de güncel haliyle.
Artık sürekli olarak yeniden doğmanız gerekmiyor. DNA’nızın yetkinliği arttıkça burada kalarak da aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Oran olarak %36’ya (numerolojiye dikkatinizi çekerim)ulaştığınızda işlem tamamlanır. O andan itibaren burada kalma imkanına kavuşursunuz-hem de çok uzun bir süre! Sevgili dostlar, Kalıtsal Doğa bunu bilmiyor. Binlerce yıldır bu gezegenin ruhsal gelişimini kısa ömürlerle ilerletmiş olan Kalıtsal Doğa’nın bunu öğrenmesi gerek ve bunu ona bildirecek olan da sizsiniz. Bundan böyle gezegenin evrimi için ömürlerin uzaması çok önemli.
Her doğduğunuzda büyüyene kadar beklemek yerine var olan ömrünüzde daha fazla başarabileceğinizi söylememiz sizce de mantıklı değil mi? Kalın burada!
Elbette yerkürede pek çok kişi: “Bu çok aptalca. Doğacaksın sonra o şekilde kalacaksın” diyerek itiraz edebilir. Ama bu eski, tutucu bir anlayış. Bedeninizdeki hemen hemen her şeyi yeniden programlayabilirsiniz. Pek çoğunuz kişiliğinizi baştan aşağıya değiştirdiğinin farkında, hatta insan doğanız bile değişti. Fiziksel beden yapınız bile değişti. Bunu okuyanlar arasında yaşlanmayı durduranlar var ve zaten asıl konu bu anlattıklarımızın gerçek olduğunu kanıtlıyor bunlar.
Bugün bildiğiniz şekildeki yaşlanma sürecini durdurmak için Kalıtsal Doğa’yi yeniden programlamanız yeterli. Bedeniniz yaşlanmak amacıyla tasarlandı. Hücresel yapınız aslında kendini yenileme özelliğiyle tasarlanmıştı, ama bunu başarılı olarak yaptığı söylenemez. Anlayabiliyor musunuz? Kalıtsal Doğa bunu değiştirebilir, ama bunu yapabilmesi için bir işarete ihtiyacı var. Bu işaret sizin özgür seçiminizdir ve bu işareti sizin adınıza ne bir aracı, ne bir şifacı ne de kanallık yapan bir kişi verebilir. Bu işareti sadece siz verebilirsiniz. Kalıtsal Doğa ile nasıl iletişim kuracağınızı SİZİN öğrenmeniz gerekiyor.
Kalıtsal Doğa’ya şunu söyleyin: “Bundan böyle ruhsal gelişimim için ölmem gerekmiyor.” Bunu nasıl söyleyeceğiniz size kalmış. İyimser olumlamalar oluşturmayı öğrenin. Karşınıza çıkan her türlü uygulamayı değerlendirerek bedeninizle iletişime geçin. Artık akıllı bedenle iletişim kurabilirsiniz.
İşin en güzel yanı şu: Kalıtsal Doğa’yi ikna etmenize gerek yok. O zaten biliyor. O sizden bu işareti bekliyor. Bilincinizdeki ilerlemeyi fark ettiği anda iş tamamdır. Bunu duydunuz değil mi? Kalıtsal Doğa sizin kim olduğunuzu biliyor! Akıllı beden ne de olsa! Ama siz işareti verene kadar uyanmaz.
Yeni ve gelişmiş ruhsal evrim yolunu gördüğü anda ise sizinle işbirliği yapmaya başlar. Bunun sonucunda ömrünüz çok daha uzun olabilir. Şimdi bazılarınız şöyle diyebilir:” Bunu isteyip istemediğimden pek emin değilim.” Bunlar yaşlılığı sağlık sorunlarıyla eşdeğer tutan eski bir düşünce kalıbına takılmış olanlar. Oysa öyle olmak zorunda değil. Şuna ne dersiniz? Hem yaşlanmayın hem de sağlıklı kalın! (Kryon gülümsüyor)Gençlik öyle karmaşık bir şey değil! Sevgiyle dolup taşıyor mu? Evet. Yeni mi? Evet. Ayrıca çok iyi çalışacak kadar da akıllı.
Sevgili dostlar, sizlere bugüne kadar insanlığa açıklayamadığım bir bilgi verdim ve bunu bu gece ilk defa sizler duydunuz. Bu bilgilerin size açıklanabilmesi için önce 2012 enerjisine ulaşmanız ve 2013’den 2014’e ilerlemeniz gerekiyordu. Artık gerçeği öğrenebilirsiniz. Size bildirilenden çok daha fazlasını kontrol etme gücüne sahipsiniz. Evet çok güçlüsünüz. Gücünüzü göreceksiniz ve gördükçe inanacaksınz. Hepiniz benzersizsiniz ve her biriniz Kalıtsal Doğa’yı farklı bir şekilde devreye sokacaksınız, çünkü her biriniz benzersiz bir ruhsal yolda ilerliyorsunuz. Sevgili dostlar her birinizi gayet iyi tanıyorum.
Bu gezegenin eski ruhları, uyanın! Yeni bir sürece, yeni bir yaşama şekline uyanın. Ömrünüzü iki katına çıkarabilirsiniz, hatta daha da uzatabilirsiniz! Etrafınızda olup biten sizi korkutmasın. Aranızda bunlara karşı çıkanlar olacaktır ve onlar bunu yapamayacaktır. Onlar bunları kavramakta aciz. Hatta sizler yaşlanmayınca onlarla aranızdaki fark onları korkutacaktır. Ama bu zamanla değişecektir, çünkü tüm insanlık bu gece açıkladıklarımın gerçek olduğunu er geç anlayacaktır.
Ve öyledir.
Kryon


Lee Carol Kimdir?
Ekonomi eğitimini tamamladıktan sonra 30 yıl boyunca başarılı bir iş hayatı olan Caroll kitaplarında 1989 yılından itibaren “perdenin diğer yanındaki” Kryon adındaki bir varlığın kanallığını yapmaya başladığını anlatıyor. İlk kitaplarında Kryon’u “manyetik hizmetten” gelen ve görevi yerkürenin manyetik ızgarasını yeniden düzenlemek olan bir varlık olarak tanıtıyor. Bu düzenlemenin değişen spiritüalite eyilimleri ve insanlığın yeni ödevleri nedeniyle gerekli olduğunu belirtiyor. Sonraki kitaplarında ise Lee Caroll kanallığını yaptığı Kryon’u Kaynak’tan (veya Merkezi Güneş’ten) gelen ve “başlangıçtan bu yana” yerkürede bulunmuş olan, Başmelek Mikael “ailesinden” bir varlık olarak tanımlıyor. Bu “yeni çağ” tanımının ötesinde bu kanallığın çok daha derin felsefi ve spiritüellik ötesi bilgiler içerdiği de söylenmekte. Caroll bu bilgilerin ister basılı veya ister internet ortamında olsun insanlara “daha yüksek titreşimlere” erişmeleri konusunda yardım ettiğini ve hem zihinsel hem ruhsal hem de fiziksel evrimlerini hızlandırdığını bildiriyor.
Caroll tarafından yapılan Kryon kanallıklarını içeren kitaplar şu konuları işliyor: birlikte yaratma, ruhsal sözleşmeler, karmik izler, karmik aşılar, insan DNA’sındaki manyetik iplikler, karmik gruplar, eşzamanlılık ve aydınlanma. Kitaplarında ele alınan konulardan biri de 2012 geçişi. Lee Caroll’un aktardığı Kryon mesajına göre 2012 geçişi bilinçötesinde, arketip enerji boyutunda gerçekleşti ve insanlığın kolektif bilincini yepyeni potansiyellere açtı. Kryon’un yerküre ile ilgili mesajları ise gezegenin kendine özgü bir bilince sahip olan canlı bir varlık olduğunu ve insanlarla iş birliği yaptığını aktarıyor. Yerküre ile insanlar arasındaki ilişki ise “manyetik alan” iletişimi sayesinde sürüyor.

 Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Lee_Carroll